Ziya Şengül: Bu hırs ve istek, mutlu sonla biter

1
EXE RANK

sc]-[aßeL `

Fexe Kullanıcısı
Puanları 0
Çözümler 0
Katılım
1 Haz 2009
Mesajlar
1,119
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
sc]-[aßeL `
Ve nihayet... 8 Mart 2006’daki Galatasaray maçından sonra Fener taraftarları, özlediği bir pozisyon seyretti. Duran topların büyük ustası Alex, özlettiği frikik golünü doğru zamanda Eskişehir’e karşı atınca; Fenerbahçe’nin futbolu da güzelleşmeye başladı.


Fener takım olarak olağanüstü presli bir anlayışı içinde olurken; özellikle ilk yarıda yüksek temposuyla Eskişehir’e karşı sahanın her yerinde üstünlük sağlayandı. Özer’in de Fener adına kaydettiği ikinci gol; herkesi skora gidecek bir Fener beklentisi içine soktu.

Alex’in ikinci yarı direkten dönen topu, Özer’in kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaçırdığı gol, Selçuk’un sert şutları ve sahanın her yerine olumlu futbolunu yayan ve bunun yanı sıra pres yapan Emre Belözoğlu güzel görüntüler verdi. Kaleci Volkan’ı rahatsız edecek bir şut gelmezken, Lugano ve Bilica savunmanın göbeğini olabildiğince sağlam tutandı.

Gökhan Gönül’ü hayranlıkla izledim... Savunma anlayışı dışında hücumdaki aktif rol üstlenmesi; Fenerbahçe’nin sağ kanat akınlarında Eskişehirspor’u olabildiğince çok sıkıntıların içine soktu. Fenerbahçe takım gibi takımdı... “Böyle oynasın, bundan sonraki maçları da rahat kazanabilir” sinyalini verdi bizlere...

Alex’in ve Souza ailesinin Fener aşkı, TV başında gönül verdiği takımı heyecanla izleyen milyonlarca taraftarın şüphesiz gururunu okşamıştır. Kaptan’ın son haftalardaki futbol hırsı, tribündeki binlerce Fener taraftarını ve takım arkadaşlarını da ateşliyor. Sarı-Lacivertli takımın zirvede olmasında şüphesizki Alex’in bu büyük hırsı ve isteğinin büyük rolü var. Bunu da belirtmekte fayda var...

Kısacası Fener, Saracoğlu’nda attığı ve kaçırdığı gollerin yanı sıra futbol keyfi sundu... Bu Fenerbahçe, bu oyunuyla, bu futbol mantığıyla bir adım daha şampiyonluğa yaklaştı.
 
Geri
Üst