20
EXE RANK
OttoMaNs* ;яeiz
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 20 Şub 2011
- Mesajlar
- 32,869
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 37
- Web sitesi
- www.netbilgini.com
Kuşku Çağı
Galbraith'ın bu kitabında, yüzyıllar boyu, ekonomik bunalımlar, devrimler, kıyımlar ve kırımlar yaşamış dünyamızın sosyo-ekonomik tarihini sergilenmektedir. Kitapta bir önceki yüzyılda kapitalistlerin başarılarından, sosyalistlerin ise zaferlerinden emin oldukları, ancak günümüzün "Kuşku Çağı" olduğu vurgulanmaktadır. Toplumları, rejimleri etkileyen, hatta ona yön veren düşünce akımlarının, sistemlerinin yarattığı karmaşa içinde insan yaş*****n biçimlenişi ile kapitalist ve sosyalist ekonomik sistemlerin gittikçe birbirine yaklaştığı tezi açıklanmaktadır.
Galbraith kitabında, iktisadi düşünceye katkıda bulunan büyük düşünürlerin kişiliğini, çevresini, görüşlerini ve etkilerini tanıtmaktadır. Ancak yine de kendi sözleriyle bunlar için, "Bu fikirleri yaratan adamlara çok saygım olsa da, iktisadın temel fikirlerini hiç önemsemiyorum" demektedir.
Kitap 12 bölümden oluşmaktadır. Galbraith bu bölümlerde, yerleşmiş iktisat teorisinin dışladığı ya da yeterince işlemediği birçok konuyu derinliğine işlemiştir. Çalışmanın ağırlığında ise, dev çaptaki anonim şirketlerin egemen olduğu bir kurumsal yapıda ortaya çıkan sorunlar üzerine yoğunlaşmıştır. Güçlü şirketler - güçlü sendikalar dünyasındaki karşılıklı denge; üretkenlik ya da etkinlikle değil de "güç"le ilişkili olan gelir bölümü eşitsizliği; büyük şirketlerin yarattığı mal bolluğuna karşılık kamu hizmetlerinde yetersiz kalan refah toplumu; anonim şirketlerde mülkiyet ve yönetimin ayrılmasının iktisadi sistemi "sosyalleştirme" etkisi; bunların planlı dünyasında enflasyon olgusu ve bunun geleneksel iktisat politikası araçlarıyla çözülemeyeceği; uluslararası boyutta çokuluslu şirketlerin ortaya çıkması ve dünya ekonomisinde doğurduğu toplumsal - iktisadi ve politik nitelikte sorunlar; güçlü büyük şirketlerin egemen olduğu bir kurumsal yapıda piyasa düzeninin yok olması ve bunun yerleşmiş iktisat teorilerini geçersiz kılması gibi konulara eğilerek, başta A.B.D olmak üzere, kapitalizmin zaman içinde gelişimi ile birlikte, yeni boyutlarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.
Kitabın belli başlı bölümlerinden bahsedilecek olursa "Klasik Kapitalizmin Umudu ve Peygamberleri" adlı birinci bölümde; 18 nci yüzyılın ikinci yarısında ekonomik yaşamın değişime uğradığı, dokuma devriminin kendini gösterdiği, sanayi devrimine kadar ise herşeye (besin, giyim, konut) tarımın hakim olduğu; gücün devletten toprak sahibine , oradan da kırsal kesim işçisine doğru azalarak geçtiği, buna karşılık işçinin yarattığı gelirin toprak sahibine, oradan da devlete artarak ulaştığı, yani gelir ile gücün aynı ekseni ters yönlerde izlediği anlatılmaktadır. Bununla birlikte; Adam Smith, Voltaire, François Quesney, Tur***, Malthus, Ricardo gibi bilim adamlarının kişiliği, çevresi, görüşleri ve etkileri üzerinde durulmaktadır.
Galbraith'ın bu kitabında, yüzyıllar boyu, ekonomik bunalımlar, devrimler, kıyımlar ve kırımlar yaşamış dünyamızın sosyo-ekonomik tarihini sergilenmektedir. Kitapta bir önceki yüzyılda kapitalistlerin başarılarından, sosyalistlerin ise zaferlerinden emin oldukları, ancak günümüzün "Kuşku Çağı" olduğu vurgulanmaktadır. Toplumları, rejimleri etkileyen, hatta ona yön veren düşünce akımlarının, sistemlerinin yarattığı karmaşa içinde insan yaş*****n biçimlenişi ile kapitalist ve sosyalist ekonomik sistemlerin gittikçe birbirine yaklaştığı tezi açıklanmaktadır.
Galbraith kitabında, iktisadi düşünceye katkıda bulunan büyük düşünürlerin kişiliğini, çevresini, görüşlerini ve etkilerini tanıtmaktadır. Ancak yine de kendi sözleriyle bunlar için, "Bu fikirleri yaratan adamlara çok saygım olsa da, iktisadın temel fikirlerini hiç önemsemiyorum" demektedir.
Kitap 12 bölümden oluşmaktadır. Galbraith bu bölümlerde, yerleşmiş iktisat teorisinin dışladığı ya da yeterince işlemediği birçok konuyu derinliğine işlemiştir. Çalışmanın ağırlığında ise, dev çaptaki anonim şirketlerin egemen olduğu bir kurumsal yapıda ortaya çıkan sorunlar üzerine yoğunlaşmıştır. Güçlü şirketler - güçlü sendikalar dünyasındaki karşılıklı denge; üretkenlik ya da etkinlikle değil de "güç"le ilişkili olan gelir bölümü eşitsizliği; büyük şirketlerin yarattığı mal bolluğuna karşılık kamu hizmetlerinde yetersiz kalan refah toplumu; anonim şirketlerde mülkiyet ve yönetimin ayrılmasının iktisadi sistemi "sosyalleştirme" etkisi; bunların planlı dünyasında enflasyon olgusu ve bunun geleneksel iktisat politikası araçlarıyla çözülemeyeceği; uluslararası boyutta çokuluslu şirketlerin ortaya çıkması ve dünya ekonomisinde doğurduğu toplumsal - iktisadi ve politik nitelikte sorunlar; güçlü büyük şirketlerin egemen olduğu bir kurumsal yapıda piyasa düzeninin yok olması ve bunun yerleşmiş iktisat teorilerini geçersiz kılması gibi konulara eğilerek, başta A.B.D olmak üzere, kapitalizmin zaman içinde gelişimi ile birlikte, yeni boyutlarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır.
Kitabın belli başlı bölümlerinden bahsedilecek olursa "Klasik Kapitalizmin Umudu ve Peygamberleri" adlı birinci bölümde; 18 nci yüzyılın ikinci yarısında ekonomik yaşamın değişime uğradığı, dokuma devriminin kendini gösterdiği, sanayi devrimine kadar ise herşeye (besin, giyim, konut) tarımın hakim olduğu; gücün devletten toprak sahibine , oradan da kırsal kesim işçisine doğru azalarak geçtiği, buna karşılık işçinin yarattığı gelirin toprak sahibine, oradan da devlete artarak ulaştığı, yani gelir ile gücün aynı ekseni ters yönlerde izlediği anlatılmaktadır. Bununla birlikte; Adam Smith, Voltaire, François Quesney, Tur***, Malthus, Ricardo gibi bilim adamlarının kişiliği, çevresi, görüşleri ve etkileri üzerinde durulmaktadır.