Kopmalık Fıkralar -3 : )

20
EXE RANK

OttoMaNs* ;яeiz

Fexe Kullanıcısı
Puanları 0
Çözümler 0
Katılım
20 Şub 2011
Mesajlar
32,869
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
37
Web sitesi
www.netbilgini.com
OttoMaNs* ;яeiz
CIA Rusya'daki çok gizli bir görev için seçmece adaylarını bir imtihana tabi tuıtar. Başarılı olan adayları son bir sınav olarak sır tutma sınavına alır. Her birine bir sır verirler ve bunu söyleyip söylemeyecekleri konusunda işkenceye başlarlar. Ajanların çoğu çözülür fakat Temel ne yaparlarsa yapsın sırrı vermemektedir. En ağır işkenceleri geçtikten sonra tamam derler Temel bu işe uygun.Yalnız uykusunda konuşup konuşmadığını öğrenmek için birde odasına kamera koyalım onu izleyelim.Ve Temel'in odasına gizlice kamera koyarlar. Temel odya döner dönmez kafasını duvarlara vurmaya başlar ve bir taraftan da söylenir;
-Hatırla oni..hatırla oni. Boşuboşuna işkence görüyorsun hatırla oni...
 
Temel tır şoförlüğü yapmaktadır. Bir gün tırla yük taşırken oldukça eğimli bir yola girer . Tır çok hızlanır ve birden fren patlar. Eğer bu hızla devam ederse yolun sonunda şehrin içine dalacaktır ve büyük bir felaket yaşanacaktır.
Temelin tırı durdurması için ya sağa yada sola çevirip hızını kesmesi lazımdır. Sağa bakar sağda kalabalık bir pazar yeri vardır. Sola bakar solda ise bir çocuk tek başına oynamaktadır. Temel düşünür "tırı sağa çevirirsem pazara girerim ve yüzlerce kişiyi öldürürüm.bari sola çevireyim de sadece bir çocuk ölsün." böylece tırı sola çevirir ve olay olup biter. Ertesi gün temeli tırla pazar yerine girip yüzlerce kişiyi öldürmek suçundan mahkemeye çıkarırlar.
Hakim sorar "oğlum madem tırı bir tarafa çevirmen gerekiyorduysa niye sol taraftaki tek çocuğa taraf değil de sağdaki pazara çevirdin.
Temel yanıtlar" vallahi hakim bey ben çocuğa taraf çevirdim ama çocuk pazara kaçtı".
 
Temel arkadaşlarıyla kahvede otururken birden içeri jet Lee girmiş ve:
-Var mi lan burada bi delikanlı ha, kırıyım mı ağzınızı?
Demesiyle beraber temel fırlamış üstüne dışarı çıkmışlar 30 saniye sonra Temel içeri girmiş burnu patlak kas yarık. Kahvedekiler hemen jet Lee'nin etrafını sarmışlar
-Abi naaptin herife yaa.
Jet Lee:
- Hinomusa ustamın tirinoga tekniğiyle vurdum.
2 gün sonra tekrar kahveye gelmiş Temel bu sefer direk saldırmış. 20sn sonra temel içeri girmiş çene kırık, iki göz mosmor
Jet Lee:
Zitomoto hocamın pirokona tekniğiyle vurdum. 2 gün sonra jet Lee'nin geldiğini camdan gören Temel fırlamış 10sn sonra jet Lee içeri girmiş. Kafa yarık, dişler dökük, bi yandan ağlıyor.
Kahvedekiler sarmış Temel in etrafını
-Abi naaptin herife yaa gebertmişsin adamı.
Temel:
- Toyotamın krikosuyla vurdum ********e!
 
İstanbul'un Belediye Otobüsleri malüm.Ağzına kadar kalabalık olur. Birgün Otobüs durağında insanlar sıra ile Otobüs'ün gelmesini bekliyorlardı. Birinci sırada dar etekli bir kadın,ikinci sırada ise Temel uşağı vardı. Otobüs geldi. Dar etekli kadın otobüs merdivenine ayağını attı.Ne varki eteği dar olduğu için bir türlü binemedi.Elini arkaya atıp bir düğme çözdü. Yine denedi olmadı.Bir düğme daha yine yok.Herkes bağırıp çağırırken,Temel kadını kucakladığı gibi otobüsün bir köşesine bıraktı. Otobüs hareket ettikten beş dakika sonra kadın Temel'in yanına gelerek;
Kadın:
- Beyfendi,sen benim kocam mısın da beni kucaklıyorsun?
Temel:
- Ula,Sen penim karım mısın da ki saattir penim pantalonum düğmelerini açaysun.
 
Bir gün Temel ile Dursun uçak ta gidiyorlarmış. Birden uçak arızalanmış ve denize düşmüs. Bunlar yüzerek bi adaya çıkmışlar.
Oradaki kabile reisi
- Sizi öldürmem gerek, bizim adetlerimiz böyle
demiş.
- Ama sizi affedicem fakat bi şartla
demiş.
- Şafaktan gün batımına kadar bana adadan 1000 çeşit meyve toplayıp geleceksiniz ancak öyle affederim sizi
demiş.
Bunlar sabah çıkmışlar akşama doğru Temel gelmiş.
Reis
- Olum ben sana 1000 çeşit meyve dedim sen bana 1000 tane erik getirmişsin ama seni affedebilirim bu 1000 tane eriği teker teker *ötüne sokacaksın.
Temel başlamış sokmaya 1,10,100,999 derken birden gülmeye başlamış
Reis
- Ne oldu 1 tane kalmıştı
demiş.
Temel
- Ne yapıyım karşıdan Dursunu gördüm 1000 tane karpuzla geliyor
demiş...
 
Dursun canı sıkkın bir şekilde tarladan gelen Temel'i görür ve hemen sorar:
- Hayrola Temel ne oldu daa. Neye böyle öfkelu öfkelu gideysun.
Temel
- Hiç sorma Dursun derdum büyüktür.
Dursun
- Hayrola uşağum neymiş derdin?.
Temel
- Tarlada iken canım acayip fadimeyi çekiyur, ama eve gelince tık yok.
Dursun
- Uşağım o zaman Fadime sana gelsin.
Temel
- Nasıl olacak bu?
Dursun
- Al tüfeği yanına canın çekince patlat Fadime anlar koşar gelir.
Temel
- Hay aklınla bin yaşa emi.
Tabi Temel bunu hemen uygulamaya koyar. Canı çekince hemen tüfeği patlatıveriyor Fadime yanında. Aradan bir kaç hafta geçiyor Dursun yine Temel'i tarladan gelirken görüyor.
Dursun
- Hayrola Temel nasıl gidiyor verdiğim taktik?
Temel
- Valla Dursun ilk başta çok iyidi, ama av sezonu açıldı açılalı Fadimenin yüzünü göremez oldum.
 
Bir Laz elleri belinde neden yürür?

Lazın biri elini beline koymuş dalgın dalgın yürüyormuş. Birinin dikkatini çekmiş. Lazı seyrediyormuş. Laz belediye otobüsüne binmiş eli hala belinde, inmiş yarım saat yürümüş eli hala belinde. Onu izleyen dayanamamış koşup, önüne geçmiş:
- Kardeşim sen deli misin?
Laz:
- Yooo
Adam:
- Hasta mısın?
Laz:
- Yoo.
- Seni iki saattir izliyorum elin belinde yürüyorsun.
Laz bakmış:
- Vay anasını karpuz düşmüş.
 
Bizim Temel ile Cemal bir gun lüks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler.
Temel der ki, 'Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi ?'
Temel yaklasir kadina, sorar :
- 'Benimle bi yemek,yemek ister misiniz ?'
- 'Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil'
- 'Degildir'
- 'Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim'
- 'Yoktur'
- 'Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde'
- 'Yoktur'
- 'Hadi o zaman cek arabani!'
Temel boynu bukuk doner Cemal'in yanina :
- 'Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin ?'
- 'Veririm Temel'im'
- 'Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?'
- 'Acarlar Temel'im'
- 'Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez'
 
Temel'in abisi çok çapkınmış, her gün bir kızı babasının arabası ile dağa ***ürürmüş. Temel ise dağda ne yaptıklarını hep merak edermiş.

Bir gün temel arabanın bagajına binip onlarla beraber dağa çıkmışlar. Araba durunca Temel bagajdan inip abisi ile kızı izlemeye başlamış.

Abisi kızın omzuna elini uzatmış:
- "Evet mi? hayır mı?"
demiş. Kız kızgın bir şekilde:
- "Hayır"
demiş. Abisi:
- "İn aşağıya yayan gel"
demiş. Temel bir şey anlamamış ertesi gün yine arabanın bagajına binmiş.

Olay yine aynı abisi kıza evetmi hayır mı diye soruyor kız yine hayır diyor. Abisi
- "İn aşağıya yayan gel"
diyor.

Temel bunun üzerine:
- "Çapkınlık herhalde böyle birşey"
deyip eve gider ve merdivenin altından üç tekerlekli bisikletini çıkarır mahalleden bir kız çocuğunuda arkasına bindirir ıkına mıkına dağın tepesine gelirler.

Temel soluk soluğa elini kızın omzuna koyar ve sorar:
- "Evet mi hayır mı?"
Kızda ne bilsin garibim
- "Evet"
der. Temel bir müddet düşünür ve cevabını verir:
- "İyi sen bisikleti al ben yayan geliyorum."
 
Temelin inegi hastalanmis.. Hangi veterinere ***ürmüsse bir türlü iyilesmemis.
Temel biçare bir sekilde düsünürken ellerini açip ALLAH'a yalvarmis..
-''Yarabbi sen inegimi iyi et, iyi edersen 15 gün oruç tutarim... ".
Bu hayvan iki günden fazla yasamaz diyen veterinerlere ragmen inek iyilesmis..
Bizim temel 15 gün oruç tutmus. 16.gün inek ölmüs.
Temel ne yapacagini sasirmis.
İnek ölü, havadan 15 gün tutulan oruç.....
Ellerini açmis :
-"Yarabbi sen saniyorsun ki Temel aptaldir, hiç itiraz kabul etmem, inegi kurbana sayar, tuttugum oruçlari da Ramazan'dan düserim hiç kusura bakma..'''
 
Temel, karısı Fadime ile dargındı. Ayrı odalarda yatıp, kalkıyor, konuşmak gerektiğinde de karşılıklı yazışarak anlaşmaya çalışıyorlardı. Bir akşam Fadime yatmak üzereyken dolabın yanında bir pusula buldu. Üzerinde şöyle yazıyordu.
- "Sabah beni beşte uyandıraysun !..
Ertesi sabah sekizde uyanan Temel yanındaki masada şu pusulayı buldu.
- "Temel, hadi kalk! Saat beşe celeyi !.. "
 
temel'in karısı fadime ile köydeki doktor işi pişiriyorlarmış. bu durum köydeki herkesin dilinde, yalnız temel bilmiyor. kimse de korkudan temel'e durumu açıklayamıyor. Köylü durumu temel'e nasıl anlatırız diye kara kara düşünürken dursun
- merak etmeyun uşaklar ben temel'e söylerum demiş. Dursun akşam kahveye gitmiş. temel bir köşede çayını içiyor, dursun temel'i görünce yüksek sesle sormuş:
- ha temel uşağum, senin fadime ne zaman profesor oluyor?"
Temel
- ula dursun benim karı okumayı yazmayı zor söker. profesor olmak kim o kim?
- ne bileyim der dursun, köyde herkes fadime doktora veriyor
diyor da...
 
Temel Amerika'ya calismaya gitmistir. Ilk yabancilik gunlerinden sonra gece disari gezmeye cikar, bir muddet sonra bir bara girer, barda icki icer iki lak lak yapar, tuvaleti gelir ve tuvalete gider. Tam isini gorecegi pisuvara yaklasir ki, o da ne ?! Pisuvar altindan yapilmistir.. Temel dumur bir sekilde icinden gecirir :
"vay be goruyon mu adamlarin tuvaletleri bile altindan" diyerek altin tuvalete işemenin zevkine vararak isini gorur ve cikar..

Neyse ertesi gece ayni bara tekrar gider, tekrar tuvaleti gelir ve tuvalete gider fakat altin pisuvar yoktur.. bi anlam veremez ama isini gorur bara gelir oturur ve barmene donerek :
"ya dun gece tuvalette altin pisuvar vardi bu gece neden yok ?" diye sorar..
barmen once Temel'i bi suzer soyle, ardindan barin diger tarafinda oturan iri cusseli adama donerek:
"Hey Joe, dun gece senin saksafaona işeyen adami buldum"
 
Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir de Bağdat'lı Temel barda oturmuş içki içiyorlarmış. Amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
"Bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz Amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
"Bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
Bunun üzerine Temel de buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip Amerikalı ve İngiliz'i vurup öldürmüş:
"Bağdat'ta bu İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" demiş.
 
* Seni asil insanların basit sevgileriyle değil, basit insanların asil sevgileriyle sevdim.
* Gözlerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun.
* Senin gözlerin varsa, benim sözlerim var.
* Bu dünyada 2 kör tanıdım: Biri beni görmeyen sen, ikincisi ise senden başkasını görmeyen ben.
* Bu dünyada sakın sevme, seversen ihanet etme, ihanet edenleri ise asla affetme!
* Bana unut beni diyorsun. Mademki unutmak o kadar kolay, sen onu unut ve bana dön.
* Geceler seni düşündüğüm kadar uzun olsaydı dünya bir daha güneş yüzü görmezdi.
* Aşka hürmet et fakat eğilme.
* En asil intikam affetmektir.
* Seni seviyorum diyen dillere değil, senin için ağlayan gözlere inan.
* Vur kalbime hançeri, yüreğim parçalansın. Fazla derine inme, çünkü orda sen varsın.
* Seviyorum, sanma ki aşkım yetimdir. Yalvarmam asla, aşkım asaletimdir.
* Şeker tatlı olabilir, senin kadar değil. Herkes seni sevebilir, benim kadar değil.
* Unutmak zor, anlatmak ise imkansız. Çünkü sen unutuldukça hatırlanan, anlattıkça bitmeyensin.
* Güzelin nazına, Ford un ara gazına hastayım.
* Gönlünde yer yoksa bana güzelim; Fark etmez, ben ayakta da giderim
 
Başkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim...
 
Politika Nedir?

İşte budur :

Çocuk babasına sorar: "Baba politika nedir?"

Baba şöyle der: "Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim.

Annen parayı yönetir, öyleyse o hükümettir.

Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o
da sendikadır.

Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır.

Bizlerin ise tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın ve altında bezi ile yatan küçük kardeşin ise gelecektir.

Söyle bakalım anlayabildin mi?"

Çocuk düşünür ve o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler.

Gece yarısı cocuk uyanır. Çünkü küçük kardeşi altını pisletmiştir ve ağlamaktadır.

Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider.

Annesi yalnız ve derin bir şekilde uyumaktadır, öyle ki onu uyandıramaz.

Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki babası hizmetçi kızla yatmaktadir.

Dedesi de pencereden gizlice onları izlemektedir.

Hepsi öyle meşguldürler ki çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. Çocuk hiç bir sey yapamadan yatağına geri döner.

Ertesi sabah baba çocuğa kendince politikanın ne oldugunu anlatmasını
ister.

-"Evet" der çocuk, "kapitalizm" işçi sınıfını kötüye kullanıyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise dikkate alınmıyor... ve gelecek bokun içinde yatıyor!

İşte politika budur..!
 
Günün birinde ABD baskanı Bush,Pakistan başkanı Müşerref ve Hindistan baskanı bir toplantı için uçakla seyahat ediyorlarmış. Uçak bilinmeyen bir nedenden dolayı düşecekmiş.Kaptan pilot herkese uçaktan atlamaları gerektiğini söyleyip paraşütlerini vermiş. Herkes atlamış. Bu üç başkan aynı yere inmişler.Orada bir bağ evi varmış.Gidip kapıyı çalmıslar.Ev sahibine olayı anlatmışlar.O da ev de benimle beraber iki kişinin daha yeri var, kalan bir kişi de ahırda yatabilir demiş.
-Müşerref ben yatarım demiş.
Gitmiş ahıra bakmış bi domuz var içerde. İki dakika sonra geri gelip;
-arkadaslar islam dinine göre domuz haram ben yatamam orda demiş.Hindistan başkanı gitmiş.O da iki dakka sonra gelmiş;
-ya ahırda inek var.bizim inançlarımıza göre inek kutsal bende
yatamam demiş.
-Bush,ne yapalım demiş, iş başa düştü deyip gitmiş o ahırda yatmaya. İki dakika sonra: o da ne.İnekle domuz gelmişler ve demişler:
-Kusura bakmayın ama böyle bir *erefsizin yanında nasıl yatarız
 
Eski Milletvekillerinden, dinine imanina yani müslümanliga cok bagli olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy'un kendisine meclis'de onu sevmeyen bir millet vekili tarafindan su soru sorulur:
- Mehmet bey ya siz veteriner degilmiydiniz?
Bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabi yapistirir:
- Evet, bir yeriniz mi agiriyordu
 
Bir mahkeme salonu düsünün... Bir davada tanIklIk etmesi için kürsüye yaslI bir teyzeyi çagırırlar.. KadIn yerine oturur ve davalInIn avukatı kadına yaklasır...
- "Bayan Jones.. Beni tanıyor musunuz?" Yaslı teyze cevap verir:
- "Ah evet Bay WiLLiams sizi çocukLugunuzdan beri tanıyorum.. siz taa o zamanLar bile aileniz için tam bir bas beLasıydınız.. sürekLi yalan söyLüyorsunuz, karınızı komsunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediginiz insanLarIn arkasIndan konusuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız..."
DavaLInIn avukatI basta oLmak üzere bütün saLon sok oLur.. Adam ne yapacagını biLemez bir halde kadIna tekrar sorar:
- "Peki Bayan WiLLiams, ya karşI tarafIn avukatInI tanıyor musunuz?" Kadın yine cevapLar:
- "Elbette tanıyorum.. çocuklugunda ona dadilik yapmıstIm.. Tembel, ödLek ve alkolik adamın tekidir.. etrafInda bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdıgını söylüyor.."
Yine herkes sokta.. bütün salonu bir gürültü kaplar.. hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çagırır.. Ve ikisine de egilmelerini söylerek kulaklarına sunu fIsILdar...
- "Eger bu kadIna beni tanIyIp tanımadıgını sorarsanız ikinizi de harcarım.
 
Geri
Üst