20
EXE RANK
OttoMaNs* ;яeiz
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 20 Şub 2011
- Mesajlar
- 32,869
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 37
- Web sitesi
- www.netbilgini.com
Merdivenli Köşk
KİTABIN ÖZETİ :
BİRİNCİ BÖLÜM
Elizabeth, Londra’da bir takside giderken Bell adındaki bir arkadaşını görür. Biran gözünden kaybettiği arkadaşını ararken bir yandan gördükleri karşısında o ve onunla yaşadığı 20 Yıl öncesi olaylar ile merdivenli köşkün o zamanlar ki hali ile arasındaki farklılıkları anlatmaktadır.
İKİNCİ BÖLÜM
Aileden gelen kalıtımsal bir hastalık vardı. Elizabeth’in artık bunu öğrenmesi gerekiyordu. Ailesi tarafından söylendiğinde bunu kaldıracak , o üzüntüsünü yenecek yaşta değildi. Bu olay kendisini çok üzmüş hatta onun hayatını etkilemişti. Öyle ki hastalık , insan hayatında bazı değişikliklerle birlikte kısıtlamalar dahi getiriyordu. Bundan dolayı doğduğundan bile pişmanlık duyuyor , uzun zaman bile bu konuda ailesini reddediyor.
Annesinin rahatsızlığının ilerlemesi ve babasının hastalık belirtilerini başlaması, büyüme çağında olan Elizabeth için şevkat ve aile sevgisinden yoksun kalmasına sebep oldu. O anki düşüncesi bile ailesini reddetmesine etkili olmuştu. Ailesini bırakıp şefkat ve sevgi umduğu annesinin kuzeninin evine gitti. Onların zenginliği ve aile yaşantıları onu çok etkilemişti. Daha küçük yaşta olmasından dolayı çok şeye özenti ile bakıyordu. Ailesinin ona bıraktığı korkunç genetik mirası düşündükçe bu ziyaretleri daha çok sıklaştırdı. Annesinin kuzeninin eşi olan Cosette , Elizabeth’in üzüntülerini geçiştirmek için onu eğlendiriyor hatta ona bir takım hediyeler vererek onu teselli ediyordu.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cosette’nin eşi Douglas ölmüştü. Onun ölümü aileden gelen genetik hastalıkla ilgisi yoktu. Bu genetik hastalık öyle ki ebeveynlerden biri bu geni taşımadıkça hastalanmıyor yada taşısa bile elli yaşına kadar hastalanmamışsa , sende hastalanmıyormuşsun.
Douglas’ın ölümü Cosette’i çok üzmüş aklına gelen şindi ne yapacağı hakkında çeşitli fikirler öne sürüyordu. Onun düşüncesi ise kocasından kalan serveti ona ömür boyu rahat bir hayat sürdürecekti. Elli yaşında olmasına rağmen evlenip yeni bir hayat sürdürmeyi çoktan aklından geçirmişti. Bu mirastan Elizabeth’de nasibini almıştı. Douglas’a ait kütüphanede bulunan malzemelerin hepsini Cosette Elizabeth’e vermişti. Artık kitap yazmaması için hiçbir sorun kalmamıştı.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Annesinin ölümünden sonra babası ile yaşamak üzere eve gelen Elizabeth, Cosette’nin yanında gördüğü ilgi ve sevgi babasının yanında kalma isteğini köreltiyordu. Yaz tatilini geçirmek üzere Elsa’nın akrabalarının yanına gitti.Elsa’nın akrabaları ve bulundukları şehir onun çok ilgisini çekmişti.Onların yaşayış tarzı ve değişik konular üzerine düzenledikleri tartışma toplantıları onu etkilemişti.Daha da önemlisi Bell’i daha yakından görebilmekti. Ancak amcasına ulaşamadı. Sömestir tatilinde tekrar Elsa ile birlikte Essex’e gittiler. Felicity tartışma toplantıları kadar sınavlarıyla da ünlüydü.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Silas ve Bell evli çiftdi. Silas ressamdı. Ancak bu işten çok para kazanamıyordu. Evinin geçimini bile sağlayamazken vahşice içki içiyordu. Özellikle silahlarla oynamayı çok sever , sürekli Rus ruleti oynardı. Bir gün yine içtikten sonra tabancası ile oynarken Silas boynundan vurulur. Ancak hiç de inandırıcı olay değildir. Çünkü karısına eziyet çektiren ve hiçbir faydası olmayan fakat çok zeki bir insan böylesine küçük hatadan kendisini Rus ruleti oynarken vuracağı herkesin kafasında soru işareti bırakmıştır. Silas’ın ölümünden birkaç saat önce babasının kalp krizinden ölmesi ve Silas’ın tek mirasçı olması karısı için iyi planlanmıştı. Artık miras olarak bırakılan ev karısı Bell’indi. Bu evi satıp çalışmadan, sürünmeden ve biraz dişini sıkarak yaşayabilirdi.
ALTINCI BÖLÜM
Cosette kocasının ölümünden sonra Notting Hill’de beş katlı bir ev aldı. 106 basamağı vardı. Eve merdivenli köşk adını koymuştu. Merdivenli Köşk’te yalnız yaşamıyacaktı. Dostları ve akrabaları gelip ziyaret edecekti ki asıl maksadı bu değildi.
Odanın birisini manevi kızı Elizabeth’e verdi. Şimdiden evin hizmetlileri bulunmuş herkes görevine çoktan başlamıştı bile. Kocasının ölümü ile bütün acılar unutulmuş yeni sevgili arayışları ve evlenme planları başlamıştı.
YEDİNCİ BÖLÜM
Merdivenli Köşke o kadar çok kişi gelip gidiyordu ki otelden veya bir eğlence yeri olmaktan başka bir şey değildi. Öyle ki merdivenlerdeki kırmızı halı bile eskimeye başlamıştı. Merdivenler ve çalışma odası elektrik olmasına rağmen , sadece mum ışığı ile aydınlatılıyordu. Köşkte aile ile hiçbir ilişkisi olamayan İvor Stuvell adında şair olduğunu söyleyen bir kişi ile aşk hayatı yaşamaya başladı. Cosette eşinin ölümünden sonra erkek avcısı olmak, yeniden otuz yaşına dönmek evli erkekleri baştan çıkarmak isteklerinden bahsetmiş ise de gerçeklerle istekler arasında dehşetli bir uçurum vardı. Elizabeth bile bu durum karşısında şaşkına dönmüş annesinin yeni bir aşk ilişkisini keşfeden çocuğun tepkisi gibi tepki göstermişti. Cosette adeta her şeyi unutmuş dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi aşk delisi olmuştu.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Yaklaşık yüz yıl önce George Huntington , New England bölgesindeki aileleri etkileyen bir hastalık fark etmişti. Bu insanlar XVII yy.da Suffolk’un Bures köyünden göç edenlerin nesliydi. Şüphelide, Huntington hastalığı olup olamadığını tespit için bir test uygulanıyor. Şüpheliden sadece kan almakla yetinilmiyor, ailede geriye doğru yaklaşık yedi kişiden kan örneği alınıyor. Ancak Elizabeth için çok geç. Çünkü onun hayatta kalan yedi akrabası yoktu. Hepsi Huntington hastalığından ölmüştü. Şimdiye kadar belirtiler ortaya çıkmadı. Bundan sonrası için de yeterli sayıda insan kalmadı. Zaten yolun sonundayım diyerek hem üzülüyor hem de kendisini teselli ediyordu.
İvor Sitwell, hala Cosette’le yaşıyor , yatağını paylaşıyor, o iğrenç hareketlerine devam ediyor ve çıkarmayı planladığı şiir dergisi için para sızdırmaya çalışıyordu. Cosette ise bu konuda ender görülen inatçı tavırlarını takınıyordu.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Uzun zaman olmuştu. Bell’den hala haber alamıyordu. İtalya gezisinde almış olduğu ona benzeyen portreyi her yere ***ürüyordu. Yapmış olduğu telefon görüşmesinde ceza evinden çıktıktan sonra bir iş bulmuş çalışıyordu.
Elizabeth ise Köşk’te romanlarını yazmaya devam ediyordu. Bir an önce para kazanmak istiyordu. Çünkü Huntington gibi bir hastalığın mirasçısıydı ve henüz sağlıklı olduğu bu günlerin tadını çıkarmak , her şeye hemen şimdi sahip olmak istiyordu. Bu sırada köşkte faaliyetler aralıksız devam ediyor, eğlenceler ve gelip gidenler hiç eksilmiyordu.
ONUNCU BÖLÜM
Merdivenli Köşk gün geçtikçe çeşitli olaylara tanık oluyor, hiç de göze hoş görünecek davranışlar, sergilemiyordu. Cosette kendi alemine dalmış yalnızca zevki sefayı sürüyor, Elizabeth ise bir takım çıkmazların içinde sürüklenip gidiyordu. Bell ise insan dışı sapık lezbiyen davranışları ile adeta nefret saçıyordu.
KİTABIN ÖZETİ :
BİRİNCİ BÖLÜM
Elizabeth, Londra’da bir takside giderken Bell adındaki bir arkadaşını görür. Biran gözünden kaybettiği arkadaşını ararken bir yandan gördükleri karşısında o ve onunla yaşadığı 20 Yıl öncesi olaylar ile merdivenli köşkün o zamanlar ki hali ile arasındaki farklılıkları anlatmaktadır.
İKİNCİ BÖLÜM
Aileden gelen kalıtımsal bir hastalık vardı. Elizabeth’in artık bunu öğrenmesi gerekiyordu. Ailesi tarafından söylendiğinde bunu kaldıracak , o üzüntüsünü yenecek yaşta değildi. Bu olay kendisini çok üzmüş hatta onun hayatını etkilemişti. Öyle ki hastalık , insan hayatında bazı değişikliklerle birlikte kısıtlamalar dahi getiriyordu. Bundan dolayı doğduğundan bile pişmanlık duyuyor , uzun zaman bile bu konuda ailesini reddediyor.
Annesinin rahatsızlığının ilerlemesi ve babasının hastalık belirtilerini başlaması, büyüme çağında olan Elizabeth için şevkat ve aile sevgisinden yoksun kalmasına sebep oldu. O anki düşüncesi bile ailesini reddetmesine etkili olmuştu. Ailesini bırakıp şefkat ve sevgi umduğu annesinin kuzeninin evine gitti. Onların zenginliği ve aile yaşantıları onu çok etkilemişti. Daha küçük yaşta olmasından dolayı çok şeye özenti ile bakıyordu. Ailesinin ona bıraktığı korkunç genetik mirası düşündükçe bu ziyaretleri daha çok sıklaştırdı. Annesinin kuzeninin eşi olan Cosette , Elizabeth’in üzüntülerini geçiştirmek için onu eğlendiriyor hatta ona bir takım hediyeler vererek onu teselli ediyordu.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cosette’nin eşi Douglas ölmüştü. Onun ölümü aileden gelen genetik hastalıkla ilgisi yoktu. Bu genetik hastalık öyle ki ebeveynlerden biri bu geni taşımadıkça hastalanmıyor yada taşısa bile elli yaşına kadar hastalanmamışsa , sende hastalanmıyormuşsun.
Douglas’ın ölümü Cosette’i çok üzmüş aklına gelen şindi ne yapacağı hakkında çeşitli fikirler öne sürüyordu. Onun düşüncesi ise kocasından kalan serveti ona ömür boyu rahat bir hayat sürdürecekti. Elli yaşında olmasına rağmen evlenip yeni bir hayat sürdürmeyi çoktan aklından geçirmişti. Bu mirastan Elizabeth’de nasibini almıştı. Douglas’a ait kütüphanede bulunan malzemelerin hepsini Cosette Elizabeth’e vermişti. Artık kitap yazmaması için hiçbir sorun kalmamıştı.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Annesinin ölümünden sonra babası ile yaşamak üzere eve gelen Elizabeth, Cosette’nin yanında gördüğü ilgi ve sevgi babasının yanında kalma isteğini köreltiyordu. Yaz tatilini geçirmek üzere Elsa’nın akrabalarının yanına gitti.Elsa’nın akrabaları ve bulundukları şehir onun çok ilgisini çekmişti.Onların yaşayış tarzı ve değişik konular üzerine düzenledikleri tartışma toplantıları onu etkilemişti.Daha da önemlisi Bell’i daha yakından görebilmekti. Ancak amcasına ulaşamadı. Sömestir tatilinde tekrar Elsa ile birlikte Essex’e gittiler. Felicity tartışma toplantıları kadar sınavlarıyla da ünlüydü.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Silas ve Bell evli çiftdi. Silas ressamdı. Ancak bu işten çok para kazanamıyordu. Evinin geçimini bile sağlayamazken vahşice içki içiyordu. Özellikle silahlarla oynamayı çok sever , sürekli Rus ruleti oynardı. Bir gün yine içtikten sonra tabancası ile oynarken Silas boynundan vurulur. Ancak hiç de inandırıcı olay değildir. Çünkü karısına eziyet çektiren ve hiçbir faydası olmayan fakat çok zeki bir insan böylesine küçük hatadan kendisini Rus ruleti oynarken vuracağı herkesin kafasında soru işareti bırakmıştır. Silas’ın ölümünden birkaç saat önce babasının kalp krizinden ölmesi ve Silas’ın tek mirasçı olması karısı için iyi planlanmıştı. Artık miras olarak bırakılan ev karısı Bell’indi. Bu evi satıp çalışmadan, sürünmeden ve biraz dişini sıkarak yaşayabilirdi.
ALTINCI BÖLÜM
Cosette kocasının ölümünden sonra Notting Hill’de beş katlı bir ev aldı. 106 basamağı vardı. Eve merdivenli köşk adını koymuştu. Merdivenli Köşk’te yalnız yaşamıyacaktı. Dostları ve akrabaları gelip ziyaret edecekti ki asıl maksadı bu değildi.
Odanın birisini manevi kızı Elizabeth’e verdi. Şimdiden evin hizmetlileri bulunmuş herkes görevine çoktan başlamıştı bile. Kocasının ölümü ile bütün acılar unutulmuş yeni sevgili arayışları ve evlenme planları başlamıştı.
YEDİNCİ BÖLÜM
Merdivenli Köşke o kadar çok kişi gelip gidiyordu ki otelden veya bir eğlence yeri olmaktan başka bir şey değildi. Öyle ki merdivenlerdeki kırmızı halı bile eskimeye başlamıştı. Merdivenler ve çalışma odası elektrik olmasına rağmen , sadece mum ışığı ile aydınlatılıyordu. Köşkte aile ile hiçbir ilişkisi olamayan İvor Stuvell adında şair olduğunu söyleyen bir kişi ile aşk hayatı yaşamaya başladı. Cosette eşinin ölümünden sonra erkek avcısı olmak, yeniden otuz yaşına dönmek evli erkekleri baştan çıkarmak isteklerinden bahsetmiş ise de gerçeklerle istekler arasında dehşetli bir uçurum vardı. Elizabeth bile bu durum karşısında şaşkına dönmüş annesinin yeni bir aşk ilişkisini keşfeden çocuğun tepkisi gibi tepki göstermişti. Cosette adeta her şeyi unutmuş dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi aşk delisi olmuştu.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
Yaklaşık yüz yıl önce George Huntington , New England bölgesindeki aileleri etkileyen bir hastalık fark etmişti. Bu insanlar XVII yy.da Suffolk’un Bures köyünden göç edenlerin nesliydi. Şüphelide, Huntington hastalığı olup olamadığını tespit için bir test uygulanıyor. Şüpheliden sadece kan almakla yetinilmiyor, ailede geriye doğru yaklaşık yedi kişiden kan örneği alınıyor. Ancak Elizabeth için çok geç. Çünkü onun hayatta kalan yedi akrabası yoktu. Hepsi Huntington hastalığından ölmüştü. Şimdiye kadar belirtiler ortaya çıkmadı. Bundan sonrası için de yeterli sayıda insan kalmadı. Zaten yolun sonundayım diyerek hem üzülüyor hem de kendisini teselli ediyordu.
İvor Sitwell, hala Cosette’le yaşıyor , yatağını paylaşıyor, o iğrenç hareketlerine devam ediyor ve çıkarmayı planladığı şiir dergisi için para sızdırmaya çalışıyordu. Cosette ise bu konuda ender görülen inatçı tavırlarını takınıyordu.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Uzun zaman olmuştu. Bell’den hala haber alamıyordu. İtalya gezisinde almış olduğu ona benzeyen portreyi her yere ***ürüyordu. Yapmış olduğu telefon görüşmesinde ceza evinden çıktıktan sonra bir iş bulmuş çalışıyordu.
Elizabeth ise Köşk’te romanlarını yazmaya devam ediyordu. Bir an önce para kazanmak istiyordu. Çünkü Huntington gibi bir hastalığın mirasçısıydı ve henüz sağlıklı olduğu bu günlerin tadını çıkarmak , her şeye hemen şimdi sahip olmak istiyordu. Bu sırada köşkte faaliyetler aralıksız devam ediyor, eğlenceler ve gelip gidenler hiç eksilmiyordu.
ONUNCU BÖLÜM
Merdivenli Köşk gün geçtikçe çeşitli olaylara tanık oluyor, hiç de göze hoş görünecek davranışlar, sergilemiyordu. Cosette kendi alemine dalmış yalnızca zevki sefayı sürüyor, Elizabeth ise bir takım çıkmazların içinde sürüklenip gidiyordu. Bell ise insan dışı sapık lezbiyen davranışları ile adeta nefret saçıyordu.