Kadın - Erkek

2 adam Akmerkez de karilarini kaybetmis hararetle ariyorlarmis. Ortada kosusturup dururken birbirlerine çarpmislar. Ne oluyor birader demeye kalmamis, birisi:

-"Kardes kusura bakma karimi kaybettim de onu ariyorum" demis. Digeri

-"Sende kusura bakma ama bende karimi ariyorum" demis.

Adamlardan birinin aklina bir fikir gelmis ve

demis ki:

-"Arkadasim madem ikimizde karilarimizi ariyoruz, karilarimizin tipini birbirimize tarif edelim ve ayri ayri yerlerde aramaya baslayalim. Eger rastlarsak saat 4'te Mac Donalds 'in önüne gitmesini söyleriz demis. " Digeri tamam demis ve baslamis karisini tarif etmeye:

-"Benim karim sarisin, mavi gözlü, 25 yasinda, 1,75 boyunda, 60 kg, topuklu beyaz ayakkabi ve kirmizi mini etekli tek parça elbise giyiyor" demis. Ve diger adama

-"Senin karin nasil biri?"diye sormus.

Diger adam : -"****** et benimkini seninkini ariyalim...
 
İki arkadaş pire birbiriyleriyle konuşurken biri diğerine biz ikimiz hep yerde yaşadık birazda bir insanın üzerinde yaşasak nasıl olur?
Der.öbür pirede tamam der ve bir bayanın üzerine zıplarlar, bayanın saclarının arasında burada ayrılalım yarın aynı yerde burada buluşuruz derler ve ayrılırlar.

Yarın aynı yerde buluşurlar diger öbürsüne ne oldu gözlerin balon gibi uyumadınmı. Hiç sorma arkadaş ben bir Tünele girdim, tam uyuyacaktım tek gözlü bir canavar geldi, o kovaladı ben kactım o kovaladı ben kactım. En sonunda yakalayamıyacagını anlayınca suratıma tükürdü gitti.....
 
Padişah bir gün bir ferman yayınlayarak o haftaki cuma namazında orada yaşayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmiş. Bir adam dışında bütün ahali cumaya katılmış. Ertesi gün padişah sadrazamı yanına cağırıp sormuş:
- Dün kü cumaya ahaliden katılmayan var mı_?
- Evet efendim, bir kişi katılmadı_!
- Tez getirin o deyyussu karşıma_!
Adamı bulup yaka paça padişahın huzuruna çıkarmışlar. Padişah, Adam ve Sadrazam kaldığında Padişah sormuş,
- Söyle bakalım neden gelmedin dün ki cuma namazına ?''
- Çok onemli bir işim vardi padişahim_!
- Hımmm demek önemli bir işin vardı. Öyleyse sana ölmeden önce üç dilek dileme hakkı tanıyorum. Söyle bakalim ilk dileğini.
- Yok padişahim ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni öldurun.
- Dile lan deyyus çabuk adamı çileden çıkartma_!
- Peki. Eeee şey padişahım. Ben sadrazamın karısına hastayım, madem öyle ölmeden önce bir yatsam onunla.
Tabi bunu duyan sadrazam olaya şiddetle karşı çıkmasına rağmen, padişahın:
- Boşver takma kafana nasıl olsa ölecek gibi sözlerinden
sonra istemeye istemeye razı olmuş. Ardından sıra ikinci dileğe geldiğinde Adam da yine aynı naz ve padişahın azarlaması. Sonunda adam ikinci dileğini söylemiş.
- Eeee şey padişahım ben sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da...
- Ne diyorsun lan sen (falan padişah köpürmüş)
Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmuş ve adam Padişahın karısıyla da... Veee sıra gelmiş üçüncü dileğe;
- Söyle bakalım şu üçüncü dileğini de bitirelim artık şu işi.
- Yok padişahım söylemeyeyim, ilk ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum.
Ilk ikisinden daha kötü ne olabilir ki diye düşünen padişah kızarak
- Oğlum söyle bak işkence yaptırırım, söyletirim
- Peki efendim_' ben sadrazamla size de hastayım.
Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam:
- Padişahım ben sanki bu adamı namazda görür gibi oldum. Hatırlıyor gibiyim.
Padişah :
- Nasıl hatırlamazsın lan eşşoğlu eşek yanımda oturuyordu.!
 
Günün birinde Vezir'i Kral'a ben daha büyüğüm demiş .Kral haklı olarak kaldıramamış bu lafı ve sormuş:
-Nasıl büyüksün?
Vezir de:
- Vergileri ben topluyorum halka ben bakıyorum vs...
diye cevap vermiş. Kralda halkına sormaya başlamış. Önce bir çobana sormuş:
- Fare mi büyüktür, deve mi?
Çoban cevap vermiş;
- Tabii ki deve büyüktür.
Kral bir kez daha sormuş :
- Köpek mi daha büyüktür, fil mi?
Çoban:
- Fil
Kral:
- Son bir soru daha
demiş.
- Kral mı daha büyüktür, Vezir mi?
Çoban cevap vermiş :
- Vallahi o hayvanları tanımıyorum!!!
 
İdris ile Dursun, kahvede ayrı masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
İdris sesleniyor:
- Bana ayran desene...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra İdris'e sesleniyor:
- Bana gazoz desene...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptim...
İdris, dudak büküyor:
- Bu söylediğunun kafiyesi yoktir...
Dursun sözü bağliyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur da!
 
Kucuk cocuk babasına 'Babacıgım evlenmek kaca malolur?'
Baba 'Bilmiyorum oglum, hala oduyorum.'
 
Birinci adam gururla:
- "Benim karım bir melek"
İkinci adam:
- "Şanslısın benimki hala yaşıyor."
 
Yamyam baba-oğul balta girmemiş ormanda dolaşırken nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın gördüler.
Oğul sordu :
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düşündükten sonra :
-Hayır, bunu eve ***ürür, onun yerine anneni yeriz! dedi
 
Adam karisına demis:''Karicigim isler biraz kotu gidiyor,biz cok para harciyoruz.Sen yemek yapmasini ogrensende mutfakta calisan ascinin isine son versek...''
Kadin hemen cevaplamis:''Eger sen sevismeyi ogrenirsen ilk once makam söförünü kovalım istersen .
 
Olum yatagindaki kadin kocasina sormus:''Bana soz ver ben oldukten sonra elbiselerimi evlenecegin kadina giydirmeyeceksin''...adam da demis:
''sacmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyilesirsin,ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...''
 
İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu. Biri
-"Ben" dedi, "Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım."
Diğeri içini çekerek sordu "Ya şimdi?"
-Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..
 
İki arkadaş karılarına ne kadar harçlık bıraktıklarını konuşuyorlarmış. birincisi halinden pek şikayetçi olmamış; 'ne biliyim işte bizimki az bir parayla idare ediyi' demiş. İkincisi 'yok anam ben hergün para bırakayrum, kari yine istiyor, bıktım valla' demiş. 'Allah allah, ne yapar ki bu kadar parayı' demiş birinci. İkinci adam sıkıntılı, 'valla içki desen yok. Kumar desen yok.Kari desen kendisi kari...'
 
gra kullanımının yasak olduğu Mısır'da bir mısırlı pazarda gezerken yanına bir yabancı kaçakçı yaklaşmış.
- Beyefendi demiş, Viagra almak istemez misiniz. Sadece 100 Mısır lirası!
- Değmez...
- 50 Mısır lirasına ne dersiniz?
- Değmez...
- Peki ya 20?
- Hayır değmez...
- Peki ya 10 Mısır Lirası?
- Değmez...
- Bakın, bu hapların her bir tanesi 10 Mısır Lirasına maloluyor. Nasıl olur da "Değmez" dersiniz !
- Yo yo, Haplara değer. Ama karım buna değmez..
 
Minik oğlan bahçede oynarken; babasının arabasıyla sokaktan geçip, ormana doğru gittiğini görmüş. Merak bu ya. O da arabayı izleyerek ormana gitmiş.
Bir de ne görsün. Babası ile teyzesi arabanın yanında durmuş öpüşüyorlar. Çocuk bu ya, gördüğünden etkilenmiş durumda koşarak eve dönmüş, nefes nefese heyecanlı bir şekilde annesine :
- Anne! anne! Biraz önce babamı ormanda
derken annesi sözünü kesmiş ve :
- Dur biraz. Nefes al. Sakinleş. Öyle anlat.
Oğlan sakinleştikten sonra devam etmiş :
- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler.
Anne çocuğa dönmüş :
- Dur bakalım, ne kadar ilginç bir öykü bu. Dev***** anlatma, sakla. Aksam yemeğinde babanla beraberken bitirirsin. Sen bu öyküyü bitirirken babanın suratını görmek istiyorum.
Akşam olmuş, yemeğe oturmuşlar. Anne çocuga dönmüş ;
- Bu gün neler yaptığını bize anlatsana.
Oğlan baslamış :
- Bahçede oynarken babamın arabasıyla ormana doğru gittiğini gördüm. Ben de ormana gittim. Orada babamı teyzemle öpüşürlerken gördüm. Bir süre sonra babam ceketini, teyzemde gömleğini çıkardı. Sonra arabanın arka koltuğuna geçtiler. Ardından geçen sene babam seyahatteyken senin Amcamla yaptığın şeyden yaptılar_!
 
Vietnam savaşının en kritik günleriydi. Genç Amerikalı asker memleketteki eşine mektup yazarken itirafta bulunacağı tuttu:
- Sevgilim, buradaki kadınlar yalnız para için yatıyorlar. Böylesine para canlısı insanlara daha önce hiç rastlamadım.
Kısa süre sonra eşinden şöyle bir cevap geldi:
- Sevgilim, sakın onlara 50 dolardan fazla para verme, ben burada ancak o kadar alabiliyorum.
 
Adamın biri kitapçıya gider ve tezgahtara :
- Evin reisi erkektir adli kitap varmı?.
diye sorar.
Tezgahtar:
- Maalesef beyefendi masal kitabı satmıyoruz.
 
Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu... Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ;
- Pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !.....pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini... Arkadaşı cevapladı :
- Bu makina biberon emziği yapıyor... Pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını, pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir...
Geziye devam edip baska bir makinanin başına geldiler. Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamalari farklıydı ;
- Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
Adam yine meraklanıp sordu ;
- Peki bu ne makinası?
- Bu bir prezervatif makinasıdır...
- Ama neden 4 Pisst'tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
Arkadaşı yanıtladı ;
- Her 4 preservatiften sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan... Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu...
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil...
Arkadaşı cevap verdi :
- Öyle ama... O zaman da emzik işi fazla para getirmiyor...
 
Temel ile Dursun'un canı bayan çeker ve e-5 karayolunda ****** aramaya koyulurlar. 2 tane bulurlar.Sıkı pazarlıktan sonra anlasılır ama ******lar biz dönmeyiz der.
Temel hemen atlar
ee daha iyiya işte bizde kalırsınız.
 
Bir gun Cin Ali evde prezervatif bulur ve bunun ne oldugunu annesine sorar..
- Anne bu nedir?
- Yavrum onunla baban fare olduruyor.
- Haaaaaa babam fareleri si...rek mi olduruyor.
 
Kadın aylardır kocasına vitrinde gördüğü saati alması için yalvarıyormuş.
Adamın'da inadı tutmuş, bir türlü almıyormuş.
Bir gün işten eve döndüğünde ne görsün?
Karısının kolunda vitrindeki saat.
Hemen sormuş;
- ''Karıcığım nasıl aldın bu saati?''.
- ''Çok basit hayatım yarım saat verdim, bir saat aldım''...
 
Geri
Üst