1
EXE RANK
~ MarGinaL* ` #
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 14 Haz 2010
- Mesajlar
- 1,049
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 32
[COLOR=#030087][B]Güney Kıbrıs[/B][/COLOR]'ın Rum kesimindeki gazeteler, Hristofyas'ın söz konusu öneriyi, birkaç gün önce Brüksel'de düzenlenen zirve toplantısı kapsamında Türkiye'nin AB Müzakerecisi [COLOR=#030087][B]Egemen Bağış[/B][/COLOR] ile yaptığı görüşme sırasında Ankara'ya ilettiğini bildirdi. Habere göre, Hristofyas, 'Astra' kanalına yaptığı açıklamada, Maraş'a karşılık Türkiye'nin bazı AB müzakere başlıklarının açılmasına onay verebilecekleri mesajını Bağış aracılığıyla Ankara'ya ilettiğini söyledi. Hristofyas, "Türkiye'nin katılım sürecinde kesintisiz ilerlemesine izin verilemez. Her zaman karşısında çözülmemiş Kıbrıs sorununu bulacak. Türkiye Mağusa'ya ilişkin öneriyi kabul eder ve kenti Birleşmiş Milletler'e teslim ederse, Mağusa Limanı'nın da Avrupa Birliği gözetimi altında açılabileceğini" söyledi.
Açıklamalarında doğrudan müzakerelere de değinen Hristofyas, Kıbrıs Türk tarafının müzakerelere farklı tutumla gelmesi durumunda Aralık ayına kadar çözüm olabileceğini savundu.Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözülmesine karar vermesi durumunda çözüme ulaşılacağını öne süren Hristofyas, Kıbrıs sorununun birçok temel başlığının doğrudan müzakerelerde henüz görüşülmediğini ancak, Kıbrıs Rum tarafının tüm başlıklarla ilerlenmesini ve geriye sadece Güvenlik başlığının kalmasını arzuladığını ekledi.
Hristofyas'ın önerisine ilk tepkiler EURO.KO ve Ekologlar ve Çevreciler Hareketi'nden geldi. EURO.KO'dan dün yapılan açıklamada, Hristofyas'ın önerisi eleştirildi ve Kıbrıs Rum tarafının sonu olmayan ve tehlikeli politikalar izlediği ifade edildi. Açıklamada, Hristofyas'ın Kıbrıs sorununun pazarlamacısı haline gelmek istemediğini birçok kez söylediği ancak, sıklıkla içeriği olmayan ve tehlikeli öneriler ve fikirler beyan ettiği belirtildi. Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi ise, Maraş'ın iadesinin Türkiye'nin AB süreciyle ilişkilendirilmesini Kıbrıs Rum tarafının vermiş olduğu diğer taviz olarak nitelendirdi. Hareketten yapılan açıklamada, Hristofyas'ın bir kez daha Rum Ulusal Konseyinde konuyu tartışmadan yanlış öneri sunduğu iddia edildi.
Rum medyası Kıbrıs sorununun yılsonuna kadar çözüme ulaşması için uluslararası unsurların [COLOR=#030087][B]Güney Kıbrıs[/B][/COLOR]'a yönelik yoğun baskı yapmaya hazırlandığını öne sürdü. Haberde, müzakere sürecinin ilerlememesi durumunda arabulucuların doğrudan ticaret tüzüğü ve [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR]'nin düzeyinin yükseltilmesi gibi unsurları kullanarak Kıbrıs Rum tarafına yoğun baskı yapmaya hazırlandığını öne sürerken, BM'nin hali hazırda arabuluculuk rolünü şimdiden üstlenmeyi arzuladığını savundu. Rum gazetelerinin, haberlerinde ayrıca, müzakerelerde Kıbrıs Türk ile Rum tarafının tutumlarına da değindi ve Kıbrıs Türk tarafının mülkiyet konusunda yalnızca tazminatları görüşmekte olduğunu öne sürdü.
Kıbrıs Türk tarafının, [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR] Taşınmaz Mal Komisyonu tarafından Kıbrıslı Rumlar'ın eski taşınmazlarına ilişki koyduğu değerlendirme kriterlerini benimsediği ve taşınmazları değerinin gerçek değerinden çok düşük oranda tazmin etmeye çabaladığı ileri sürüldü. Tarafların mülkiyet konusundaki görüş ayrılıklarının aşılamayacak düzeyde olduğunu savunulan haberde, [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR][COLOR=#030087][B]Cumhurbaşkanı[/B][/COLOR][COLOR=#030087][B]Derviş Eroğlu[/B][/COLOR]'nun, tezlerinde, "İki kesimliliğin korunmasının (sadece Türklerin bulunacağı bir bölge), taşınmazların şimdiki kullanıcılarının haklarının eski kullanıcılara göre daha fazla olduğunu ve [COLOR=#030087][B]AİHM[/B][/COLOR] kararlarını" benimsediğini ifade etti.
Kıbrıs Rum tarafının taşınmaz malın iadesi hakkının korunmasını savunduğunu ancak istisnaları da göz önüne alarak bunları görüşmeye hazır olduğunu öne sürdü. Habere göre, Kıbrıs Rum tarafı mülkiyet konusuyla toprak ve Türkiye Cumhuriyeti kökenliler konularını birbirleriyle ilişkilendiriyor ancak, Kıbrıs Türk tarafı bu ilişkilendirmeyi kabul etmiyor.
Rum Yönetimi Başkanı [COLOR=#030087][B]Dimitris Hristofyas[/B][/COLOR] ve [COLOR=#030087][B]Cumhurbaşkanı[/B][/COLOR]Eroğlu'nun danışmanları Yorgos Yakovu ve Kudret Özersay'ın geçen Cuma yaptıkları görüşmede, karşılıklı sorular yönelterek izahat istediklerini iddia etti. Habere göre, Kıbrıs Türk tarafının sunmuş olduğu belgelere ilişkin Rum tarafı 23 soru yönelterek izahat isterken, Kıbrıs Türk tarafı ise 7 soru yöneltti.
Açıklamalarında doğrudan müzakerelere de değinen Hristofyas, Kıbrıs Türk tarafının müzakerelere farklı tutumla gelmesi durumunda Aralık ayına kadar çözüm olabileceğini savundu.Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözülmesine karar vermesi durumunda çözüme ulaşılacağını öne süren Hristofyas, Kıbrıs sorununun birçok temel başlığının doğrudan müzakerelerde henüz görüşülmediğini ancak, Kıbrıs Rum tarafının tüm başlıklarla ilerlenmesini ve geriye sadece Güvenlik başlığının kalmasını arzuladığını ekledi.
Hristofyas'ın önerisine ilk tepkiler EURO.KO ve Ekologlar ve Çevreciler Hareketi'nden geldi. EURO.KO'dan dün yapılan açıklamada, Hristofyas'ın önerisi eleştirildi ve Kıbrıs Rum tarafının sonu olmayan ve tehlikeli politikalar izlediği ifade edildi. Açıklamada, Hristofyas'ın Kıbrıs sorununun pazarlamacısı haline gelmek istemediğini birçok kez söylediği ancak, sıklıkla içeriği olmayan ve tehlikeli öneriler ve fikirler beyan ettiği belirtildi. Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi ise, Maraş'ın iadesinin Türkiye'nin AB süreciyle ilişkilendirilmesini Kıbrıs Rum tarafının vermiş olduğu diğer taviz olarak nitelendirdi. Hareketten yapılan açıklamada, Hristofyas'ın bir kez daha Rum Ulusal Konseyinde konuyu tartışmadan yanlış öneri sunduğu iddia edildi.
Rum medyası Kıbrıs sorununun yılsonuna kadar çözüme ulaşması için uluslararası unsurların [COLOR=#030087][B]Güney Kıbrıs[/B][/COLOR]'a yönelik yoğun baskı yapmaya hazırlandığını öne sürdü. Haberde, müzakere sürecinin ilerlememesi durumunda arabulucuların doğrudan ticaret tüzüğü ve [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR]'nin düzeyinin yükseltilmesi gibi unsurları kullanarak Kıbrıs Rum tarafına yoğun baskı yapmaya hazırlandığını öne sürerken, BM'nin hali hazırda arabuluculuk rolünü şimdiden üstlenmeyi arzuladığını savundu. Rum gazetelerinin, haberlerinde ayrıca, müzakerelerde Kıbrıs Türk ile Rum tarafının tutumlarına da değindi ve Kıbrıs Türk tarafının mülkiyet konusunda yalnızca tazminatları görüşmekte olduğunu öne sürdü.
Kıbrıs Türk tarafının, [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR] Taşınmaz Mal Komisyonu tarafından Kıbrıslı Rumlar'ın eski taşınmazlarına ilişki koyduğu değerlendirme kriterlerini benimsediği ve taşınmazları değerinin gerçek değerinden çok düşük oranda tazmin etmeye çabaladığı ileri sürüldü. Tarafların mülkiyet konusundaki görüş ayrılıklarının aşılamayacak düzeyde olduğunu savunulan haberde, [COLOR=#030087][B]KKTC[/B][/COLOR][COLOR=#030087][B]Cumhurbaşkanı[/B][/COLOR][COLOR=#030087][B]Derviş Eroğlu[/B][/COLOR]'nun, tezlerinde, "İki kesimliliğin korunmasının (sadece Türklerin bulunacağı bir bölge), taşınmazların şimdiki kullanıcılarının haklarının eski kullanıcılara göre daha fazla olduğunu ve [COLOR=#030087][B]AİHM[/B][/COLOR] kararlarını" benimsediğini ifade etti.
Kıbrıs Rum tarafının taşınmaz malın iadesi hakkının korunmasını savunduğunu ancak istisnaları da göz önüne alarak bunları görüşmeye hazır olduğunu öne sürdü. Habere göre, Kıbrıs Rum tarafı mülkiyet konusuyla toprak ve Türkiye Cumhuriyeti kökenliler konularını birbirleriyle ilişkilendiriyor ancak, Kıbrıs Türk tarafı bu ilişkilendirmeyi kabul etmiyor.
Rum Yönetimi Başkanı [COLOR=#030087][B]Dimitris Hristofyas[/B][/COLOR] ve [COLOR=#030087][B]Cumhurbaşkanı[/B][/COLOR]Eroğlu'nun danışmanları Yorgos Yakovu ve Kudret Özersay'ın geçen Cuma yaptıkları görüşmede, karşılıklı sorular yönelterek izahat istediklerini iddia etti. Habere göre, Kıbrıs Türk tarafının sunmuş olduğu belgelere ilişkin Rum tarafı 23 soru yönelterek izahat isterken, Kıbrıs Türk tarafı ise 7 soru yöneltti.
