1
EXE RANK
sc]-[aßeL `
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 1 Haz 2009
- Mesajlar
- 1,119
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 31
Sonuç her zaman sahada alınmaz. Başarı için takım olmak şarttır. G.Saray'da büyük bir sevgisizlik var... Herkes ayrı telden çalıyor. Florya'da huzur kalmadı... 6 milyon Euro'ya teknik heyet getirildi. Yabancılara büyük paralar verildi. Oyuncular arasında uçurum oluştu.
Geçen sezon çok büyük hayal kırıklıklarıyla geçmişti. Hem saha içinde hem de saha dışında Galatasaraylılar'ın alışkın olmadığı olaylar yaşandı. Yönetim bu kötü sezonu unutturmak için önce 6 milyon Euro ödeyip Rijkaard ve ekibini getirdi. Ardından da flaş transferler geldi. Bunlar yapılınca, başarının da geleceği sanıldı. Fakat çok çok önemli bir şeyi unuttular. O da takım ruhuydu. Parasını verip en iyi hocayı, en iyi teknik adamı getirebilirsiniz. Ama takım ruhunu satın alamazsınız. Galatasaray bu sezon, her enstürmandan ayrı sesin çıktığı bir orkestra gibi olunca yine hayal kırıklıkları yaşandı.
ANCA BERABER KANCA BERABER
Çok değil, iki hafta önceydi. Diyarbakır maçı bitmiş, stadın dışında araç bekliyordum. Onca taraftar protestosunun yaşandığı bir maçın ardından 4-5 futbolcu kendi araçlarıyla evlerine gittiklerine şahit oldum. Futbolda sonuç her zaman yeşil saha içinde alınmıyor. Başarıya giden en önemli yol, takım olmaktan geçer. Öyle hemen "Takım olalım" demekle de bu işi başaramazsınız. Takım olmak için bir takım asgari şartlar var. Bunlar da hep detaylarda gizlidir. Mesela tesislerle yemek yiyorsun, hep beraber oturacaksın masaya... Yürüyüşe mi gidiliyor, hep beraber yürünür... Yemek için herkes aynı saatte gelir. Yemek bitince de, herkes birlikte kalkar masadan... Florya'da öğlen yemeğine 5 kişi geliyor, kalkıyor. Sonra 6 kişi daha geliyor... Maç biter, takım otobüsüyle tesislere gidilir. Futbolcular oradan evlerine dağılır. Bunlar en basit, en asgari şeylerdir. Bunlar olmazsa, takım da olamazsın. Galatasaraylı futbolcular da böyle birlikte hareket etmemeye meraklı değiller. Yeter ki sen yönetici olarak futbolulara yolu göster.
KAR YAĞIYOR BEN OYNAMAM!
Geçen sezon takım Sivas'a gidiyor. Çok önemli bir maç. Baros diyor ki, "Sivas'ta kar yağıyor, zaten sakatım. Ben gelmiyorum"... Skibbe de "Peki" diyor. Ve bu diyalog bütün takımın önünde oluyor. Böyle şey olabilir mi! Ver Baros'a hemen 50 bin TL ceza. Kadroya da alma. Bak bakalım bir daha başka bir futbolcu bunu yapabiliyor mu! Afrikalı ve Güney Amerikalı futbolcular mutlaka Türkiye'ye dönüşlerde 1 gün geç kalırlar. Hastalıktır bu. Keita, devre arası Afrika Kupası'ndan zamanında dönmedi. Her yerde haber çıkıyor, "Keita gelmedi" diye. Sen yönetici olarak çıksan, "1 gün daha ben izin verdim" desen ne olur! Para cezanı da ver, o ayrı bir şey. Ama sen yönetici olarak ne yapıyorsun? Adamı oynatmıyorsun... Bunun zararı kime. Yine takıma... Bu durum futbolcular arasında da rahatsızlık yaratır. Düşünsenize, siz kampta çalışıyorsunuz, hocanız yüklemeleri yapıyor, acayip yorucu bir antrenman. İçinizden geçirmez misiniz, "Biz burada ölüyoruz, Keita keyif yapıyor" diye... Bunlar normal tepkilerdir. Galatasaray'da büyük bir sevgisizlik var. Bir Bursa'ya bakın bir de Galatasaray'a. Aradaki farkı göreceksiniz. 2006'dan beri her sene 10 futbolcu gidiyor, 11 futbolcu geliyor. Takım karman çorman oldu. Bunu ancak 20 yılda bir yapabilirsin. Çok radikal kararlar alırsın, takımda yeni bir yapılanmaya gidersin, böyle bir transfer politikan olur. Ama her sene bunu yaparsan ortada ne takım kalır, ne dayanışma, ne arkadaşlık kalır. Galatasaray'da 5-6 yıldır kadroda bulunan kaç futbolcu var? Ayhan, Arda, Sabri, Servet, Uğur... Saymakta bile zorlanıyoruz. 24 kişilik kadroda, devamlılığı olan 5 tane adam var. Böyle takım olman mümkün mü?
ELANO'NUN ÜCRETİ KRİZ ÇIKARTIYOR!
Adama yıllık 2.6 milyon Euro, maç başına da 20 bin Euro veriyorsun. Diğer futbolcular da bundan etkileniyor
Yabancılara büyük paralar alıyorlar. Bu durumun her ne kadar diğer oyuncuları ilgilendirmemesi gerekiyorsa da mutlaka rahatsız yaratır. Elano'nun bonservisine 8.5 milyon Euro verildi. 2.6 milyon Euro yıllık, 20 bin Euro da maç başına alıyor. İster istemez futbolcular arasında bu sorun yaratır. Mesela Arda içinden diyordur ki, "Elano hiçbir şey yapmıyor. Ben iğne yiyerek sahaya çıkıyorum. Bir de taraftardan tepki görüyorum"... Bütün bunlardan negatif enerji çıkıyor.
ARDA'YA VERİLEN KAPTANLIK!
Galatasaray yönetimi sezon başında büyük bir sürprize imza atıp 23 yaşındaki Arda'yı takım kaptanlığına getirdi. Metin Oktay'ın 10 numaralı formasını da sırtına geçiren genç yıldızın yeni görevi büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Başlarda her şey hem Galatasaray hem de Arda için güzel gitti. Fakat sezon sonuna doğru yaşananlar gündemi oluşturdu. Özel hayatıyla sık sık manşet olan Arda'nın idmanda Caner'i yumruklaması, "Yönetim yanlış mı yaptı?" sorusunu gündeme getirdi.
CÜNEYT TANMAN:
SAKATLIKLAR VE YÖNETİM HATALARI
Sezona erken başlamak takımı olumsuz etkiledi. Özellikle ilk yarıda çok maç oynandı. Çok sayıda milli takım oyuncusu olması da kadroyu yıprattı. Sakatlıklar başarısızlıkta önemli rol oynadı. İlk yarı bittiğinde yabancı oyuncular erken tatile yollandı. Bu olay, takım ahengini olumsuz etkiledi. Gün geçtikçe Galatasaray'da dengeler bozuldu. İşler kötü giderken Rijkaard takımı iyi yönetemedi. Panikleyince kadro seçiminde yanlışlar yaptı. Başkan ve yönetimin oyuncularla ilişkilerinde adalet oluşmadı. Arda'ya verilen kaptanlık, Servet ve Ayhan gibi isimleri kırdı. Fakat ne olursa olsun Baros ve Kewell olsaydı bugün bunları konuşmuyor da olabilirdik.
Geçen sezon çok büyük hayal kırıklıklarıyla geçmişti. Hem saha içinde hem de saha dışında Galatasaraylılar'ın alışkın olmadığı olaylar yaşandı. Yönetim bu kötü sezonu unutturmak için önce 6 milyon Euro ödeyip Rijkaard ve ekibini getirdi. Ardından da flaş transferler geldi. Bunlar yapılınca, başarının da geleceği sanıldı. Fakat çok çok önemli bir şeyi unuttular. O da takım ruhuydu. Parasını verip en iyi hocayı, en iyi teknik adamı getirebilirsiniz. Ama takım ruhunu satın alamazsınız. Galatasaray bu sezon, her enstürmandan ayrı sesin çıktığı bir orkestra gibi olunca yine hayal kırıklıkları yaşandı.
ANCA BERABER KANCA BERABER
Çok değil, iki hafta önceydi. Diyarbakır maçı bitmiş, stadın dışında araç bekliyordum. Onca taraftar protestosunun yaşandığı bir maçın ardından 4-5 futbolcu kendi araçlarıyla evlerine gittiklerine şahit oldum. Futbolda sonuç her zaman yeşil saha içinde alınmıyor. Başarıya giden en önemli yol, takım olmaktan geçer. Öyle hemen "Takım olalım" demekle de bu işi başaramazsınız. Takım olmak için bir takım asgari şartlar var. Bunlar da hep detaylarda gizlidir. Mesela tesislerle yemek yiyorsun, hep beraber oturacaksın masaya... Yürüyüşe mi gidiliyor, hep beraber yürünür... Yemek için herkes aynı saatte gelir. Yemek bitince de, herkes birlikte kalkar masadan... Florya'da öğlen yemeğine 5 kişi geliyor, kalkıyor. Sonra 6 kişi daha geliyor... Maç biter, takım otobüsüyle tesislere gidilir. Futbolcular oradan evlerine dağılır. Bunlar en basit, en asgari şeylerdir. Bunlar olmazsa, takım da olamazsın. Galatasaraylı futbolcular da böyle birlikte hareket etmemeye meraklı değiller. Yeter ki sen yönetici olarak futbolulara yolu göster.
KAR YAĞIYOR BEN OYNAMAM!
Geçen sezon takım Sivas'a gidiyor. Çok önemli bir maç. Baros diyor ki, "Sivas'ta kar yağıyor, zaten sakatım. Ben gelmiyorum"... Skibbe de "Peki" diyor. Ve bu diyalog bütün takımın önünde oluyor. Böyle şey olabilir mi! Ver Baros'a hemen 50 bin TL ceza. Kadroya da alma. Bak bakalım bir daha başka bir futbolcu bunu yapabiliyor mu! Afrikalı ve Güney Amerikalı futbolcular mutlaka Türkiye'ye dönüşlerde 1 gün geç kalırlar. Hastalıktır bu. Keita, devre arası Afrika Kupası'ndan zamanında dönmedi. Her yerde haber çıkıyor, "Keita gelmedi" diye. Sen yönetici olarak çıksan, "1 gün daha ben izin verdim" desen ne olur! Para cezanı da ver, o ayrı bir şey. Ama sen yönetici olarak ne yapıyorsun? Adamı oynatmıyorsun... Bunun zararı kime. Yine takıma... Bu durum futbolcular arasında da rahatsızlık yaratır. Düşünsenize, siz kampta çalışıyorsunuz, hocanız yüklemeleri yapıyor, acayip yorucu bir antrenman. İçinizden geçirmez misiniz, "Biz burada ölüyoruz, Keita keyif yapıyor" diye... Bunlar normal tepkilerdir. Galatasaray'da büyük bir sevgisizlik var. Bir Bursa'ya bakın bir de Galatasaray'a. Aradaki farkı göreceksiniz. 2006'dan beri her sene 10 futbolcu gidiyor, 11 futbolcu geliyor. Takım karman çorman oldu. Bunu ancak 20 yılda bir yapabilirsin. Çok radikal kararlar alırsın, takımda yeni bir yapılanmaya gidersin, böyle bir transfer politikan olur. Ama her sene bunu yaparsan ortada ne takım kalır, ne dayanışma, ne arkadaşlık kalır. Galatasaray'da 5-6 yıldır kadroda bulunan kaç futbolcu var? Ayhan, Arda, Sabri, Servet, Uğur... Saymakta bile zorlanıyoruz. 24 kişilik kadroda, devamlılığı olan 5 tane adam var. Böyle takım olman mümkün mü?
ELANO'NUN ÜCRETİ KRİZ ÇIKARTIYOR!
Adama yıllık 2.6 milyon Euro, maç başına da 20 bin Euro veriyorsun. Diğer futbolcular da bundan etkileniyor
Yabancılara büyük paralar alıyorlar. Bu durumun her ne kadar diğer oyuncuları ilgilendirmemesi gerekiyorsa da mutlaka rahatsız yaratır. Elano'nun bonservisine 8.5 milyon Euro verildi. 2.6 milyon Euro yıllık, 20 bin Euro da maç başına alıyor. İster istemez futbolcular arasında bu sorun yaratır. Mesela Arda içinden diyordur ki, "Elano hiçbir şey yapmıyor. Ben iğne yiyerek sahaya çıkıyorum. Bir de taraftardan tepki görüyorum"... Bütün bunlardan negatif enerji çıkıyor.
ARDA'YA VERİLEN KAPTANLIK!
Galatasaray yönetimi sezon başında büyük bir sürprize imza atıp 23 yaşındaki Arda'yı takım kaptanlığına getirdi. Metin Oktay'ın 10 numaralı formasını da sırtına geçiren genç yıldızın yeni görevi büyük tartışmaları da beraberinde getirdi. Başlarda her şey hem Galatasaray hem de Arda için güzel gitti. Fakat sezon sonuna doğru yaşananlar gündemi oluşturdu. Özel hayatıyla sık sık manşet olan Arda'nın idmanda Caner'i yumruklaması, "Yönetim yanlış mı yaptı?" sorusunu gündeme getirdi.
CÜNEYT TANMAN:
SAKATLIKLAR VE YÖNETİM HATALARI
Sezona erken başlamak takımı olumsuz etkiledi. Özellikle ilk yarıda çok maç oynandı. Çok sayıda milli takım oyuncusu olması da kadroyu yıprattı. Sakatlıklar başarısızlıkta önemli rol oynadı. İlk yarı bittiğinde yabancı oyuncular erken tatile yollandı. Bu olay, takım ahengini olumsuz etkiledi. Gün geçtikçe Galatasaray'da dengeler bozuldu. İşler kötü giderken Rijkaard takımı iyi yönetemedi. Panikleyince kadro seçiminde yanlışlar yaptı. Başkan ve yönetimin oyuncularla ilişkilerinde adalet oluşmadı. Arda'ya verilen kaptanlık, Servet ve Ayhan gibi isimleri kırdı. Fakat ne olursa olsun Baros ve Kewell olsaydı bugün bunları konuşmuyor da olabilirdik.
