Gidenlerin ardında kalanlar

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan SpoinieN-
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Sen varken de aradım seni
yokluğunda olduğu gibi
belki seversin diye beni
çözmeye çalıştım seni....


karanlıkta aradım seni korkmadan
soğuk kaldırımlarda aradım bıkmadan
artık bıktım yokluğundan
soruyorum seni her tanıdığından....


sensizliği kaldıramam bilirsin
bilirsin de nerdesin
sen şu yarama tek çaremsin
sen hergün ağlattığın yüreğimsin....


satırları senle doldurdum
her geçene seni sordum
hiçbir şeyden değil sensizlikten yoruldum
artık kalbime adını koydum
 
sevgilim sevgilim
kuzey sanrısı gibidir
geceyi beşe filan böler
sonra ayılar hüzünden ölmez
sevgilim sevgilim
açlıktan ölür onlar

işte bundan ötürü
hüznü artık bir ayıya bıraktım
sevgilim sevgilim
bir ayıya
ister ormanda kullansın
ister buzdağında

hayatın kutlu olsun sevgilim
ki sana değişe değişe aktım
kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında-
sevgilim sevgilim
bir orman gibi çoğal aramızda
şehirden bir çocuk olarak şurda burda
bir sabuntozu markasında köpürerek
çınarın tutsaklığını
ve menekşenin tutsaklığını
ve menekşenin sevincini yaşa
sevgilim sevgilim
hüzüne yer var hayatımızda
 
Kapat perdeleri !
Kapat ki yalnızlığın başlasın...
Ürkme !
İyidir insanın kendi kendine kalması.
Alışmalısın...

Mevsime pek gitmiyor
Şimdi o şarkı sözleriyı sustur !
Dinleme artık.
Sanma ki aylardan ağustostur...
Duvarlarına yüzümün gölgesi düşerse
Şaşırma !
Bazı geceler ruhum göç edecektir evine.

Bu akşam tek kişilik yap kahveyi.
Masaya bir tabak ek*** koy...
Şimdi rahatça seyret istediğin filmi...
Vaktinde yatıp
Vaktinde günaydın diyeceksin.
Kurtuldun dırdırımdan.
Bundan sonra akşamları tek başına içeceksin...

Kitaplarım sana emanet
Canın sıkıldığında okursun.
Baktın ki işe yaramıyor
Sen de yırtıp atarsın.

Unutuyordum az daha...
Silme camdan o dörtlüğü olur mu?
Nasıl olsa kaybolur kendiliğinden...
Bırak ne olacak?
Hüznüm bir süre asılı kalsın.
Sen şimdi kapat perdeleri !
Kapat ki yalnızlığın başlasın...
 
Değmezmiş Sana ~

bugün
hep seni düşündüm
diğer günler gibi
ama gördüm
değmezmşs sana
niye mi?
önce kalbimin anahtarini çaldın
sonra geri verdin
değmezmiş sana
beni benden ettin
içimdeki beni
sen ettin
hayattaki en önemli anahtarı
ilk sen verdin
değmezmiş sana
beni ben olarak sevmedigin için
 
Bir rüyadır gece hiç olmadığı kadar gerçek.
Hem geçmiş vardır içinde hem de gelecek.
An’dır geçmişi ve geleceği bir çırpıda silecek...

Sancıdır gece bilinmeyene gebe. Bıçaktır gece yüreğinizde istemeseniz de.

Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür.Saklı kalan aslında geceden hep gizlediğin yüzündür.

Savaştır gece orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar
öldüremediklerimizle... Kendi kavganızdır gece kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin
ortasında yoğun bir bilmece.Kimi zaman yıldızdır dostunuz kimi zaman ay ama
kırgınsınızdır hep güneşe.

Gül ile bülbülün hikâyesinde gülün adı bülbülün kanıdır gece.
Gece ilham olur aşka düşen bîçâre gence.

Leyl’dir gece kelimelerin en karanlığıdır.
Leylâ olur gece sebebi mecnûnluğundandır.
 
Bir gün düşersem yüreğine ansızın
Hani belki aklına gelirsem
Bir seher vaktinin yalnızlığında
Paylaşmak istersen içinden geçenleri
Güçlü ve korkusuz görünmeye çalışsan da
İçindeki korkuları bilen birine anlatmak istersen

Hani belki özlersen diyorum
Susadıysan sürgünlerde sevgiye
Kana kana içmek istersen
Kaybolmak istersen sevda sokaklarında
Ve sonsuza kadar kalmak istersen orda

Hani olur ya görmek istersen gözlerimi
Gözlerimin anlattıklarını dinlemek istersen
Bilmek istersen ne kadar çok sevildiğini
Hissedebilirsen gözlerimin sensizliğini
Ve anlayabilirsen sensizliğin bende ne olduğunu

Hani belki içine bir sızı düşerse
Ne olduğunu neden olduğunu bilmeden
Daralırsa yüreğin
Kalabalıklar içinde yalnız hissedersen kendini
Ve ölümden beter gelirse bu yalnızlık
 
Bana seni hatırlatan
Şarkıların gözleri kör
Türkülerin kulakları sağır
Söyleyenlerin dilleri lâl olsun desem yeridir.


Sen varsan eğer
Söylenen bir şarkı sözlerinın türkünün sözlerinde
Sigaramın dumanı katranı
İçkimin alkolü tiksindiren kokusu
Huzurumun ömür törpüsü
Dünyama doğan güneşin
Karabulutlar gibi örtüsü
Yürek sızım afakanlarım desem yeridir.


İsterim ki;
Seni hîç hatırlatmayan
Şarkılar türküler söylensin
O zaman farketmez
Yakından gelirse gelsin davulun sesi hoş gelir.
İsterse çalınsın sazlar otursun kızlar
Onların yerine neneler dedeler oynasın yakışır
Yeter ki sen olma nağmelerde...
Şarkıların gözleri kör
Türkülerin kulakları sağır
Söyleyenlerin dilleri lâl olmasın; bal olsun !
 
Birbirinde arinan iki nehir gibi
Birbirimizden geçerek
Çiktigimiz açiklik
Ruhlarimizi yeniden bölüstürüyordu bedenlerimize
Uçurum içini çekiyordu
Orman fisildiyordu
Kumlarini silkeleyen göçebe bedenin
Yeniden düsüyordu yola
Görünmezin atlariyla uzaklasiyordun
Erkekligin sütünü biraktigin
Tuzlu dudaklarim
Ardindan bi siiri mirildaniyordu sana

Uçurum orman ay ve bedenindeki birkaç isaretle
Zamana geçirilen dayanikli söz o gece
Ardindan mirildandigim siir
Simdi baskalarinin dudaklarinda göçebe
 
Kanini degistirir suyla
Birkaç dönemeç önceki ölü
Tuzunu yikar deniz
Suyunu degistirirken irmagi
Denize tilsim dagliyor
Kursun yayiliyor tenine
Agir
Agir
Kursun
Birkaç ölü her dönemeçte
Bir irmak kaç büklüm dönerse
Doguya edilen yemin
Kan tuz ölü hakki
Kollarina çogalan irmaklar
Gelecegini tasarlayan cografya
Tarih ve yemin kusatirken topragi
 
seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece kadere razı oldum
Sevdamı kalbime gömüyorum
Can yarım çok iyi biliyorum
Gözlerin bir ömür boyu gökyüzüm olacak
Saçlarının kokusu baharda esen rüzgarlarla içime dolacak
Ellerin getirecek en güzel rüyaları serpecek gecelerime
Bu sevda her daim can yarında olacak...
Seni sevmekten vazgeçmiyorum
Sadece mecburum ve gidiyorum
Bir başka ömrü tamamlayacağım
Kurduğum düşlerin boynu bükük kaldı can yarım
Kocaman bir sevda ağlıyor şu çaresiz halime
Kadere razı oldum
Bir başka kaderi yaşamaya gidiyorum
Bu sevdadan vazgeçmiyorum
Mecburum gidiyorum...
Seni bırakıp gidecek kadar çok seviyorum...
 
Söylediğin sözler geliyor aklıma...
Kanı donuyor şiirin...
Kendine ağlıyor söylediğim türkü..
Üzerinde ki adresi siliniyor yazdığım mektubun...
Şimdi sigara değil saat başı yaktığım sen...

Ve her gün yeniden başlıyor hayat..
Aynı saatte geçiyor mısır satan adam evin önünden...
Yine perdelerim kapalı...
Yine dağınık yatak üzeri izmarit dolu kültabağı...


Yürüdüğüm aynı kaldırım taşları

aynı cadde aynı sokak...
Bir tek yüreğim....
Biraz daha soğuk biraz daha katı
Biraz daha yaralı...

İstediğin zaman ölemiyorsun be güzelim..
Mecbur kalıyorsun bir dilim ekmeğe aş'a..
Elbisesini yıkıyor yine insan..
Yine konuşuyorsun telefonda bir tanıdıkla..
Yine gülüyorsun ara sıra yine ağlıyorsun...


Geçip gidiyor hayat geçip gittiğin gibi hayatımdan...
Bu... nasıl yaşamaksa....

Söylediğin sözler geliyor aklıma....
Söylemediklerini örtüyorum üstüne...
Yine de üşüyor yüreği insanın...
Bu kızgınlık bu öfke
Yetmiyor yokluğunu ısıtmaya..


İstediğin zaman ölemiyorsun işte....
Yarını bekliyorsun umarsız...
Bir elinde ayrılık diğerinde hasret...
Sevmişsin bir kere...kuralsız...
Bu nasıl aşk'sa.....
 
Dünlerimin Yarım Kalmışlığıyla
Yazıyorum bu Satırları...

Garip bir hüzün var içimde...
Sanki bir yanım hep ağlamaklı...


Kaç kez söndürdüm yalnızlığımı sigaramın külünde ben bile unuttum..
Kaç kez bitirdim o adı sigaramın dumanında...
Ama yine de sevdamı kırık kalemimde harcayamadım...



Bir fotoğrafa bakıyorum şimdi...

Resmi de hayalim gibi ben gibi dünlerim gibi...
Yarım kaldı bir ocak sabahı...
Şimdi düşünüyorum da yarım kalan kimin düşüydü acaba...!



Sevmekse en büyüğünden seviyorum ama...

Geleceğimde yok artık dünlerime bıraktım onu...
Sinsice akan zamanlara kattım sırtımdaki yaralarımı...
Şimdi ismi ritimsiz kalp atışlarımda saklı...


Ne yapalım bedenimize hapsolmuş ruhlarımızı ben özgürleştirdim
o yapamadı...
Şimdi o mahkum ben özgürüm...
İki kişilik bir yürek bu...
Artık ben yetemiyorum içine...
O'na verdikçe küçülüyor küçücük oluyor gözümde...


Acı bir gerçek kıpırdıyor artık hayatımın sayfalarında...
Rüzgar kulaklarıma fısıldıyor; ''giden gitti'' diyor ''bekleme''



Yüreğimde onun için büyüttüğüm sevdamı hançerlediği vakit...

Dünya dönmekten vazgeçti onun için sanki..
Bir ocak sabahı ben ondan vazgeçtim...
Ama sevgimden vazgeçmedim...


Anlamak biraz zor neden mi böyle...
Çünkü bütün benliğimle duygularımla ve sevgimle
O KADINI yaratan benim...
Olduğu gibi kabullenmek de bana düşerdi tabiiki özellikle de savunmak...
O'nu herşeyiyle sevdim ben...
Sevdim ve yarattım... Bu uğurda herşeyimi kaybetsem bile..
Ne demiş üstad; ''Güzelliğin beş para etmez bu bendeki aşk olmasa''...
Şimdi bir hiç değilsen bunu benim sevgime borçlusun!!!
 
Bir yıldız sağanağı ve bir yanım veda..
Bir ateşin içinden gülümseyebiliyorum sana..

Çünkü senden öğrendiğim aşk bende bir sadakat..
Tanıdığım bir şey bu bulutlarulvi bir el tarafından ağlayabiliyorsa..

Beni de ağlat demeliyim..
Her an birden bire bir sadakatle gelecekmişsin gibi..

Yüzümdeki hazana bak sonbaharın son gününde doğmuşum gibi..
Neden yoksun..Neden parmaklarında kavizler çizmiyorsun artık..

Bilmiyor musun artık bütün eşyalar benimle alay eder oldu..
Bütün sevdiklerimi başucumda görme isteğim bile suç..

Yoksun..Ve perdeleri siyaha soyunan bir günle karşılaşıyorum yok oluşunu..
Şehrin ilk simidini ben yedim..Bütün karlar suskunluğumun ve sensizliğimin üzerine beyaz yalnızlıklar örtüyor..

İlk çayını ben içtim bu şehrin..Sen yoksun..
Yitik bir şehrin korkularını emziren bütün gecelerini buğulu bir camdan seyrediyorum..

Sonun nerede olduğunu bilmeden ve zahir bir hayata feryatlar bırakarak aşikar cümlelerle sinsi ızdırapların ardına ismini kazıyorum..

Bu yüzden anımsadığım Zühre ve bu yüzden adına zahir cümleler bırakmam..
Bir adın kaldı dayanabildiğim hüzünlerden..
 
Sana acıLarımı anlatacağım..
YıLdızLarın gözLerimi terkedişini..
Sonbaharın üzerime çöküşünü..
Kanayan yaraLarımı..
Bitmeyen hıçkırıkLarımı..
eLLerimi bırakışını
YokLuğunu anlatacağım!

Giderken ettiğin yeminLeri..
Ve onları tutmayışını anLatacağım..

Kaderime boyun eğen
Seni sevmekten vazgeçemeyen kaLbimi
Senin oLmadığın yerLere gitmeyen ayakLarımı
YokLuğuna isyan eden şarkı sözleriLarı anLatacağım..

Hükmedemediğim hisLerimi ve
Kendime duyduğum nefretimi anLatacağım..

BeLki dönersin diye
AnLarsın da yaraLarımı sararsın
BenimLe ağLarsın..
GözLerime bakıp şarkı sözlerimızı söyLersin diye..
Seni Sevmenin bedeLinin ne oLduğunu anLatacağım sana..
Dön diye yüreğine akacağım bir kez daha !!
 
Çantamı topladım
Gidiyorum...
Sensizliğe...
Hayallerin ve rüyaların olmadığı
Belki de insanların olmadığı yerlere
Ölüme...

Çantamı topladım gidiyorum..
Sevgin aşkın olmadığı yerlere
Bir çiçek kokusunu içime çekemiyeceğim yerlere
Çöllere...

Çantamı topladım gidiyorum..
Belki düne belki yarına
Belki zaman ötesine
Ruhlar alemine...

Çantamı topladım gidiyorum..
Seni ilk gördüğüm yere
Sevincimin dünyayı sarstığı yerlere
O ana;
Maziye...


Çantamı topladım gidiyorum..
Gözyaşlarının olmadığı bir dünyaya
Tebessüm dünyasına...

Çantamı topladım gidiyorum..
Dağlarında çiğdem açmayan yerlere
Tebessüm göremeyeceğim yerlere
Senle ama sensiz
Sevgisizlik denizine..

Çantamı topladım..
Gidiyorum...

(ama sen gelme affetmeyeceğim!..)
 
Masamız bir yaz ayı. Sandalye
Gölgesi ağacın
Su damlacıkları düş kırıntılarıdır
Kuşların düşürdüğü

Senin yürüyüşünde
Yorgun bir yazmanın endamı
Sesin ki taçyaprağı
Ya da uçarı bir pembe
Soluğun terli öfken terli. Sonra
Kilim yere serilir
Isınır taşlar suyun içinde
Kuyuların kumu çoğalır
Derin uykusuna dalar ay
Ya sonra
Sonrası bu işte

Kirinden pasından arınır dünya
Renk gelir dizlerime

Gölgeler ki içidir evrenin
Döker de seslerini
Kaybolur gider sokak içlerinde
Çocuk
Sıkıca kavrayıp resimli ipini
Gökyüzünü uçurur

Bereketli bir tarlanın işmarısın
İşveler içinde
 
Adam gibi hüzünlerdir
Adam eden adamı
Gülmektir seni mutlu eden
Hüznümdür benimse
Gündüzleri bile
Karanlıkta kalmayı bilir misin
Yalnızlığın kollarında
Hüzünlenmek
Yalnız kalmak
Yada
Yalnızlıkla başbaşa kalmak
İkiside aynı şey belkide
Senin için öyle yada
Benim içinse farklı
Hüzünlerdir bende kalan
Yanımda olan
Beni anlayan
Hüznümdür belki benim mutluluğum
Gülmeyi çoktan unuttuk
Belkide ağlamayı çok sevdik
Gülerken bile ağladık
Ağlamamıza güldük dedik
Ama
Bu kadar çok ağlamak
Bu kadar çok hüzünlenmek
Çok şey öğretiyor
Yıllardır koştuk mutluluğun peşinden
Yakaladık yine hüzünlendik
Geç bulduk ama tez yitirdik
Bu genç yaşta
Saçlarımıza karlar düşürdük
Peki
Bu kadar hüznü hakettik mi acaba
Dertlerin ardı arkası kesilmez
Ebru nun üstüne bu kadar dert yüklenmez
Dedimya
Gülmektir seni mutlu eden
Hüznümdür benimse
Banada öğretsen
Belki yeni bir sayfa açarım
Yılmaz Erdoğan ın dediği gibi
"Yeni bir sayfada sana bakarım"
Ama sen o kadar mutlusun ki
Kendince
Bana göre
Belkide sahte mutluluk
Bilemem
Beni görmen bile imkansız
Belkide görüp görmemezlikten geliyorsun
Nasılsa alışkın hüzünlere diyorsun
Boşver diyorsun
Ama bir gülümsemene
Bir bakışına
Gönlünden
İçinden gelerek
Ortak etsen beni
Biter bu hüzünlerim belki
Nasıl anlatayım ya
Bilmem ki
Hüzün desen anlatayım
Mutluluk uzak kalmış artık
Tarif edemiyorum
Sen biraz yardım et
Paylaş benimle
Yapamam diyorsan
Gel o zaman
Hüzün paylaşalım
Belkide hüzünle başlayıp
Mutluluğun merkezine gideceğiz
Anlatılmaz işte yaşanır derler ya
Yada gör artık
Bir kapı aç
Yada hüzünden içeri gel
Ama umudum yok
Gelmezsin
Sahte yada gerçek
O kadar kapılmışsınki pembe bulutlara
İnşallah o bulutlar kara bulut olmaz
Gelmeyeceksen
Yada bana bir kapı açmayacaksan
Unutulduk artık derim
Zaten beni benden başka herkes unuttu
Birtek hüznüm unutmadı
O hep yanımda
Ben
ve
Hüznüm
Uzun uzadıya gider bu
Ama
Geç olmadanda anlamanı çok istiyorum
Bilirsin belki
İnsan kendine yetmez
Nereye kadar
Ben bekliyorum seni
Her sabah doğan güneşte
Her akşam doğan ayda
Mutluluğun yada hüznünle
Gülücüklerinle yada gözyaşlarınla
Sendeki kalbi biliyorum
Uzatılan bir el varsa
Geri çevirme yada sen uzat elini
Ondan önce
Tertemiz kalbinle ver sevgini ..
 
En acıtanı ne biliyor musun dedi biri...

... hani o gidişlerin var ya... sessizce... suskun ...

... kırılan sen olduğun halde... kendisiymis gibi... hani o arkasına dahi bakmadan gidişleri...
hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın... anın durması için yalvardığın tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığı an varya hani yapabilsen o merdiveni hani yapabilsen o kapıyı hani yapabilsen o sokağı tutup ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an...

...o işte...en acıtanı o...

...ama senin orda oldugunu hep bildiğin ...
...ama senin hep hissettiğin...
...ama bir dahası olmayan...
...ama zaten hiç senin olmayan...
...ama senin hep bildiğin...
...ama senin hep hissettiğin...
...ama bir daha sana geri gelmeyecek olan...
...ama buna rağmen
...gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin...
...o işte...en acıtanı o...

... sonra o kocaman kocaman akıp gitmek bilmeyen zaman...
... o durduramadığın an' ın karmaşası tezatlığı...
...kördüğüm oluşu...
... o "acabalarla" "keşkelerle" dolu soruların ...
... içindeki kısır döngülerin...
... ve o an ...
... hiç bir şey yapamamanın çaresizliği...
... o işte...en acıtanı o...

...belki de sadece çaresizliğin...
 
Bana bunu yapmayacaktın
Öyle sırtımdan vurmayacaktın beni
Gelişin gibi onurlu olmalıydı gidişin
Ve öylesine gururlu bitişin
Gel gör ki kötü oynadın bu oyunu
Erken düştü masken yüzünden
Demek ki sen içimde büyüttüğüm bir dev değil
Bir hiçtin
Görüyorsun işte
Gittin
Ve de bittin...

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle bir hancerle yıkmayacaktın beni
Bir ihanetin adresi olmamalıydı ayak izlerin
Nasıl kirlettin o tertemiz aşkımızı?
Yoksa ben mi yanlış tanıdım seni?
Yoksa hep böyle kirlimiydi senin denizlerin?
İşte ellerimde
Suç ortağı bir sinema bileti
Bir pastahane köşesi
Bir tiyatro gişesi.
Bu kadar ucuza gitmeyecektin
Sigara dumanlarında harcamayacaktın bu aşkı
Ve aşk cellatlarına meze yapmayacaktın beni
Şimdi boş bir mezar bulsam
Seni böylesine sevdiği için
Oraya gömerdim kalbimi...

Bana bunu yapmayacaktın
Böyle küstürmeyecektin şiirlerimi
Kan kırmızısı yağmurları yağdırmayacaktın gecelerime
Kanatlarını kırmayacaktın hatıralarımın
Çıldırtmayacaktın
Artık adın ihaneti çağrıştırıyor bana
Ve tadın bir yılanın en öldürücü zehirini
Bilmiyorum
Şimdi hangi yüreğe saplıyorsun
O acımasız hançerini...
Unutma ki
Yasaklanmış kitaplarım gibisin artık bana
Bundan böyle
Yaklaşmam yasak
Dokunmam yasak
Ve
Sarılmam yasak sana.
 
Bir an kaybettim seni..
Uçtun ellerimden..
Ardında bıraktığın satırlar darmadağındı.
Bir müddet toplayamadım kendimi satırları.
Bir müddet anlayamadım ne olduğunu.
"Bırak dağınık kalsın satırlar" dedim oluşturamadım cümleleri.
Seni anlatacak kelimeleri bulamadım karşındayken.
Hiçbir sihir yoktu seni yanımda canlandıracak.
Ne kadar çoksan o kadar yoktun hayatımda !
Seni yaşamadan
Ölmek istemedim..
 
Geri
Üst