Gidenlerin ardında kalanlar

  • Konbuyu başlatan Konbuyu başlatan SpoinieN-
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
Ve gittin ..
Hersey bitti !
Yalan artık sahte akşamlar
Bir sana defalarca gitme dedim
Sızladım görmedin mi ?


Hadi unut unutabilirsen
Yüreğim sende kaldı
Hadi unut unutabilirsen
Terim teninde kaldı...


Dur gitme ne olursun
Bu şehir acın olur
Karanlık adın olur
E hani kızımız olucaktı
Hani adı Eylüldü
Sen Eylülde gittin !


Ve gittin ..
Yarım kaldı nefesim !
Ağladı kızımız görmedin mi ?
Bu ağlayışlar sana
Yakarışlar sana
O yeminleri sen etmedin mi ?


Hadi unut unutabilirsen
Yüreğim sende kaldı
Hadi unut unutabilirsen
Terim teninde kaldı


Dur gitme ne olursun
Bu şehir acın olur
Karanlık adın olur
E hani kızımız olucaktı
Hani adı Eylüldü
Sen Eylülde gittin !
Eylülden korkardim ben ..
.. Eylülden korkardim !
Ama
Sana
Hiç
Söylemedim !!!
 
Ey sevgilim nerelerde dolaşıyorsun böyle?
Geliyor seni candan seven aşığın dur onu dinle.
Elemi de neşeyi de beste yapmış diline.
Uzaklaşma şirin yarim.
Yolculuklar aşıkların buluşmasıyla nihayetlenir.
Her tanrı kulu bunu bilir.

Aşk nedir? Ahret demek değildir her halde.
Çınlamalıdır neşesi bu anın yine bu anın kahkahalarıyla
Çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala
Boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
Öyle ise gel öp benigenç ve tatlı sevgilim
Ömrü pek azdır gençliğin.
 
Sana şiirler okuyacağım gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
Sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak...

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan tepelerden
GİTME sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden
 
seni sevdim ben
yanarakyıkılarak aklıma her geldiğinde ağlayarak...
Gözyaşlarıma engel olamadı şu bomboş arazi...
Ne yıldızlar doldurabildi boşluğunu
Nede şu sensiz kaldırımlar...

Sen vardın ya yetiyordun nefes almama...
her iç çekişimde doluyordun içime...

Seni hep sendim ben....
Her zaman kalbimde tam şuramda yaşayacak...
İstemeden yine benimle ağlayacak...
Yine benimle kahrolacaksın...
Seni sevdim ben...

Yanarak...

Yıkılarak...

Aklıma her geldiğinde ağlayarak...
 
Daha az seviyordum seni giderek daha az
Unutur gibi seviyordum azala azala

Aramızdaki uzaklığın karanlığında
Geceler kısalıp gündüzler uzuyordu

Öyle olunca daha az seviyordum seni
Kendini iyileştiren bir yara gibiydi
Daha az ve zamanla ..

Sen geceyi tutuyordun ben nöbeti
Uzak dağ kışlalarında
Görmüyorduk birbirimizi

Ben Cansu diye ararken seni
Siyah Göl sanki canıma kast suyumu kesti
Usul usul sis iniyordu kopmuş yollara

Işığı hafif.. uykusu ağır gecelerde
Üzerini örtüyordum senin ..

Bir çığ gibi büyüyordun rüyalarımda sevgilim
Yıldızları daha büyüktü bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğrenecektin bunu da

Yeniden ödetiyordum sanki kendime
Onca aşkın öğretemediğini yıllarca
Kolay değildi...

Kaç acı birden imtihan etmişti beni
Her şey karanlıktan daha çok siyahtı

Bir tek gece vardı insanın hayatında
Ömür boyu sürecek gibiydi nöbeti

İyi ol
Sağ ol
Uzak ol ..

Ama bir daha görme beni diyordu bir ses...

Kulaklarımı tıkamaya çalıştım
bir daha işitmiyim diye

Ağzımı var gücümle kapattım belki de ben söylüyorum diye
Çok korktum sevgilim belki de bir daha hiç uyanamam diye ..

Ben renklerin en siyahını hak ettim mi
O kadar beyaz severken seni ..
 
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin.
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma
Bu sürgünün bir süreği.
Bütün törenlerin şölenlerin
Ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim;
Af dilemeye geldim affa lâyık olmasam da…
Uzatma dünya sürgünümü benim!

Güneşi bahardan koparıp
Aşkın en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime…
Ah uzatma dünya sürgünümü benim!
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil;
Ayaklarımdan belli.
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği…
Zaman çarpılmış atın son hayali…
Ev miras değil mirasın hayaleti.
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim!

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Suna dedimse sen Leylâ dedimse sensin.
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
Salome’ nin Belkis’ in
Boşunaydı saklamaya çalışmam
öylesine âşikârsın bellisin.
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini.
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim!

Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta.
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında.
Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba.
Hep Kanlıca’da Emirgan’ da
Kandilli’ nin kurşunî şafaklarında
Seninle söyleşip durdum
bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birden bire gelen sonbaharında.
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da.
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi!
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim!

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında.
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında.
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında.
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında.
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da.
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim!

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır.
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır.
Aşk cellâdından ne çıkar mademki yâr vardır.
Yoktan da vardanda ötede bir VAR vardır
Hep suç bende değil
Beni yakıp yıkan bir nazar vardır.
O şarkı sözleri sözleriyı özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrını ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem
Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır.
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim!
 
Yorgunum….
Bedenim yorgunbeynim yorgunruhum yorgun ve kalbim yorgun…
Arkadaştık…
Dost olduk
Bi zaman sonra baktık can ile canan olmuşuz…
Hayaller…..
Beklentiler…….
An geldi…
Sustu her şey….
Telefonlar…
Mesajlar….
Mektuplar…
Mailler….
Diller….
Ve..şarkı sözleri sözlerilar susmuştu…
Konuşan tek şey kalbimdi….
Gel-gitlerdeydi yüreğim…
Yaşamak ya da ölmek
Yaşamak O nsuz….
Ölmek…..Kainatın gülü ölümü istemeyin ama hatırlayın demişti….
Can canansız….cananda “can”sız kalmıştı…..
O sevmişti…ama Ben aşık olmuştum….
Sevilmek güzeldi…ama sevmek daha güzeldi acısı vardı…
gülün dikeni olduğu gibi….
“dönülmez akşamın ufkundayım..
Vakit çoookkk geç”
Ve şu anda
İstanbul’da sabah ezanları okundu….
Sabah namazları eda edildi…
Çok şükür …..
Sevgili….
Sevenlerim var….
Üzerime bombalar atılmıyor…
Üzgünüm sevgili….
Gitmeliyim..
Ve ben yine
Maskemi takmalıyım
Benim bir rolüm var biliyor musun?
Polyanna…….
 
Sen 'gönlümün' yüküsün omzumun değil! ..

Sen canıma yarasın tenime değil! ..

Yürekte taşınan sırta ağır gelir mi? ..
Sen; çeşmibülbül duruşlum ışık yüzlüm…
Sen; nefesimin rüzgarı…
Sen; akarsuyum durugölüm! ..
Sen;
Ceylan kaçışlım…

Harman sıcaklarımda terlemiş bir cam bardak gibi gülsene bana…
Saklandığın fidanların ardından çıkıp yine gelsene bana…

Ve yapışıp en susuz yerime susuzluğunu kandırsana;
zaten kandırılmayı umduğun sanki hayalî bir çeşme başında! ..

Avuçlarıma konsana yine ürkütmekten ürktüğüm bir mavi kuş gibi…
Derin bir soluk alsana sonra;

kaşlarının ve kirpiklerinin üstünde dolaşırken parmağım…

Kelebeğim;
Sarsana kanatlarının hepsini üstümüze!

Veya ikisini ödünç verip kanatlarından; uçursana beni de peşin sıra gözlerinin derinlerinde!..

Sen gönlümün yüküsün sırtımın değil…

Yani tenimde görünmeyen bir yarasın;

İçimde büyüyen!..

Yani bir "bülbül gözü" gibi güzel ama bir kristal gibi kesici;
Bakışlarımdan aldığın her ışığı binbir renge çeviriyorsun sanki bir renk skalası gibi… Sonra da incecik ve uzuun ipek iplikleri gibi başında savuruyorsun "saçlarım" diye!..

Yani sana değen her ışık bin renge dönüp yansıyor bana!..
Yani içimde savruluyorsun.
Ve savruldukça saçların içimde rengârenk kanıyor; canımın ke***leri!..

Sırtımın değil; canımın yüküsün benim…

Vaktimiz ne zaman gelecek?..
 
Bekledim
Bir ekmek kokusuna kanıp saatlerce sıcak ekmeği bekler gibi bekledim.
Sustum
Arsız bir yanılgıdan sonra yanlışa sessiz ağıt gibi sustum.



Beklenen gel(e)medi susan konuş(a)madı.



Canım acıyor avucumdaki can kırıkları batıyor bugün bedenime.
Bebeksi bir tende unutulmuş öpücük gibiydi usulluğum.



En savunmasız yenilgimi resmediyorum aynalara. Düşlerim asılı kaldı kimsesiz kaldırım direklerinde. Kimse sormadı ‘son isteğini’. Bilindik cevaplar olduğu için mi?
Huzurum eridi buhar oldu yüreğimin kırgınlığına/kırıklığına. Edepsiz susuşlarım perdeyi yırttığında beri hiç güfteye tutunamıyorum sevdanın yüzüne bakamıyorum.
Arsız bir rüyadan uyanmak isterken uyanamamak gibiydi. Bağırmak haykırmak isterken seslerimi kitap arasında unutmuş gibiydim. Bu düş bozumu ellerimi kanatıyor vakitli vakitsiz.





Bu çırpınışlarım ah çırpınışlarım…
Boş yere çabayla hazırlanmış ürkek bir tezdi. Gereksiz çalışılmış/hazırlanmış tek kişilik tiyatro oyunu.
Bir kare içinde dondurulmuş umut parçasıydı siyah beyaz.



Defterimin arasında kurutuyorum sözlerini. Defterimin kokusu dağılıyor yedi iklime. Çikolata kokusu… Ve düş parçacıkları dökülüyor ruhumdan
Tek kişilik.








Sen; en zamansız yenilginin en güzel anı En ateşli tango dansında unutulmuş bir karanfil. Ve tınılar arasında kaybolmuş özgürlük.



Bir gitarın yaz ve aşk melodilerine bıraktım düşlerimi çırılçıplak soyunan benliğimi ayak yalın kumlara saldım.



Sen; bir çingenenin ayak yalın dansın da kaybolmuş hırçınlık
Hayatın dansı
Ve en ulaşılmazım.
 
Sen hiç bilmedin ama ben hep sevdim seni...

Sen hiç bilmedin ama
ben hep sevdim seni...
Gülümsediğinde
nazlı ceylanlar inerdi
yüreğimin umut pınarlarına...
Kırkikindiler yağardı ansızın
gönlümün vahalarına...

Sen hiç bilmedin ama
bir derdin olduğunu anlardım
gözlerin daldığında...
İçim titrerdi
düşman kesilirdim seni incitenlere
hüzün dalgaları vururdu
gönlümün kıyılarına...

Sen hiç bilmedin ama
seni her düşündüğümde
yıldızlar sevgiyle gülümserdi
ruhumun semalarında...
Keyifle uyanırdı düşlerim
rengarenk şafaklara...

Sen hiç bilmedin ama
gözlerin değdiğinde gözlerime
yeşerirdi bozkırlarım...
Baharı yaşardım zemherilerde
sevda kuşları konardı
yüreğimin ucuna...

Sen hiç bilmedin ama
“Ne haber” dediğinde
denizine kavuşan martılar gibi
çığlık çığlığa kanat çırpardı sevinçlerim...
Sihirli bir el değmişcesine
silinirdi bütün hüzünlerim
günüm aydınlanırdı
güneşim batmazdı dağlarımda...

Sen hiç bilmedin ama
kabul etmek istemesem de
kış ortasında düşen şaşkın cemreler gibi
zamansız düşmüştüm sevdana...
Sen çoktan geçmiştin o yolları
mümkün değildi geri dönüşün...
Bilirdim vuslatın imkansızlığını
yollara düşesim gelirdi
ağlardım kuytularda...

Sen hiç bilmedin ama
yas tuttum ardından
uzaklara gittiğinde...
Tutunacak bir daldan mahrum kalan
sarmaşıklara döndüm...
Köksüz kaldım
öksüz kaldım
sensiz kaldım
şu koskoca dünyada...
 
Dönebilmek o dönüş olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çıkabilmek ve sevmek durmadan usanmadan


Konuşmak konuşmak gözlerle fısıldılarla
Duymak büyülü sıcaklığını beyaz ellerin
Her geçen dakika var olduğunu anlamak için
Yaşamak arzu dolu dudaklarda şarkı sözleri sözlerilarla


Unutmak ne varsa kötülükten yana
İnmek sevilen gözlerin derinliğine
Öyle mutlu öyle sarhoş alabildiğine
Bin yıl içmek o sulardan kana kana


Her gün ona koşmak dağlardan tepelerden
Her yerde her zaman onsuz edememek
O en tatlı hayal en büyük gerçek
Anlarsın taşan o günlerden gecelerden


Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasın gelir
Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere
Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir buğu halinde o yükselir


Sen yoksun artık anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var gözleri dudakları
Anlarsın tenin beslediği zaman toprakları
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar


Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu
 
İstemem alınma hiçbir sözümden
Dünme kararından benim yüzümden
Ne olur gözünü kaçır gözümden
Hep bu son bakışlar ağlatır beni.

Unutma insanım bende bir yerde
Kim olsa yıkılır böyle bir günde
Bir daha görmemek varsa kaderde
Hep bu son vedalar ağlatır beniİstemem alınma hiçbir sözümden
Dünme kararından benim yüzümden
Ne olur gözünü kaçır gözümden
Hep bu son bakışlar ağlatır beni.

Unutma insanım bende bir yerde
Kim olsa yıkılır böyle bir günde
Bir daha görmemek varsa kaderde
Hep bu son vedalar ağlatır beni
 
Kara bulut gibi cöktü üstüme.
Aci aci gitti derinlere.
Büyük yük gibi ezdi gecti.
Ates gibi yakti yine.
Ne aci hasret bu böyle.

Bütün gece aglatti beni.
Yeter artik diye yalvartti beni.
Bir gelince gitmez kolay kolay.
Korkarim cikacak bir olay.
Hasret demisler adina.
Bir kere söndürsen ne var.

Ne acilara dayandim.
Bu hasretle deli olacam sandim.
Hasretinle uyudum.
Hasretinle uyandim.
Yeter artik
bu güne kadar zor dayandim.

Sensiz yasamayi denedim.
Hasretin yakiyor sevgilim.
Git dediysem öldür demedim.
Bir bilsen sevgilim
sana öyle hasretim.
Asktan sevgiden gectim.
Bir kere yüzünü görmeye
canimi veririm.
 
Köhne gemiler geçiyor içimden
hangi sokağa dalsam hangi kapıyı açsam
ardında sen
hep sesine bir kulaç kala boğuluyorum
bilmem
sen mi erken demir alıyorsun
ben mi geç kalıyorum

ellerimi bıraktığın yerden
çığlar yuvarlanıyor ta şurama

her gece fırlatıp denizlere
yitirilmiş tebessümleri
bir cigarayla parmak uçlarımı öldürüyorum


çürümüş rüyalardan arta kalan mirasınla
yolcusuz yollara döndüm
alnımdaki girdaplar şimdi kan tarlası


fırtınalar kopuyor demişsin
yüreğinin en rüzgarsız yerlerinde
oysa ben
bin mevsim sana fırtına landım
sen bilmedin
 
Yok denecek bir şey ama var var
Yılan yılan çinkoya mavi
Damın altında kaç sıra tuğla eksik eksik
Niyedir bilmiyorum pencere koysak mıydı adını

Bir ördek bir keçi yavrusuyla dışarısı
Gebe karnıyla bir kadının
Güneşin döndüğü tepsiye vurmuşlukla
Vay çiçekleri kedileri bakmak bakmak yapan elim
Nedendir bilmiyorum ellerim tutsak mıydı
Bizi bir pencere gösteriyor ama gösteriyor
Işıklar sırtımıza vurmuşlukla
Vay ışıklar vay! hep birden çinkoya mavi
Akıntısı aya doğru uzanan
Bir komşum var kesin gözlü uzağa baktıkça rahat
Bana ay diye yutturdu pembecikleriyle bir kızı
Onunla birlikte yatıyoruz şimdi
Onunla birlikte kılların uzunluğu
Aramızda bir odada olmaktan başka neyimiz var
.Yok denecek bir şey ama var var
Vay! mendili dörtlere katlayıp cebine koyan ben

Çok ağrıyan yerlerim pembeye mavi Bilirim ondan öyle ne ağrı ne sızı
Aklıma damların üstünde koşmak koşmak
Bu uçanlar serçe cıva gibileri serçe
Gittikçe unuttum o kadar insan sevdim de
Çekik gözlü kıvırcık saçlı düz beyaz yüzlü o kadar
Diyorum elleri nerde benimkisi bu mu
Hani o büyücek sevgiler şimdi de yok mu
Yok denecek bir şey ama var var.
 
Yağmurlu bir gece
boş sokakta bir fener.
Geceyi süsleyen yalnız bir fener
ve önünde yalnız bir adam.
Ayaklar`ının artık tutmadığı bir anda
bırakıvermiş kendini oraya.
Kimse bilmiyordu
ama bu genç yaşına rağmen
ne çok yol almıştı bu adam.
Gözlerine uykusuzluğun
bedenine bitaplığın izleri yansıyordu.
Neydi onu bu hâle koyan
hiç kimseye söylemiyordu.
Ne gece`ye açıklıyordu sırrını
ne de onun gibi yalnız olan fener`e.
Zamanı geldiğinde
bu sırrını bir tek toprakla paylaşacaktı.
Bir adam vardı
o gece çaresizliğin en karanlık noktasına ulaşan bir adam.

Yağmurlu bir geceydi
her zamankinden daha karanlık.
Bir kadın
kırık camlı pencere`nin önünde otururken
gözyaşları yağmura eşlik ediyordu.
Yağmur`un ve sessizliğin sesinden başka
hiçbir şey duyulmuyordu.
Kadın`ın içinde atılan çığlıklar bile.
Yıkık ve soğuk bir kulübe`nin içinde yalnız bir kadın.
Ağlıyordu.
Gözleri geceye dalarken
düşündüğü tek bir şey vardı:
Şimdi nerdeydi ne yapıyordu acaba.
 
Sonsuzluk
Zaman nedirmekan nedir?
ben zamansız yaşıyorum
günüm aynı gecem aynı
ben kendimi aşıyorum…

Sinemde bin bir acılar
uçuyor pembe umutlar
benliğimden taşıyorum
mutluluğa koşuyorum…

Gerçek olan dilek gibi
sevgi dolu yürek gibi
yeni doğan bebek gibi
yaşamaya başlıyorum…

Yıllarca boşa didindim
bir fırtınaydım artık dindim
zaman benimmekan benim
sonsuzluğu yaşıyorum…
 
Gözbebeklerinde kendim yerine baskasını gördügüm insan;
yalan söylerken bile nasıl bu kadar masum durabiliyordun?
Oysa ki sarılırken sana baska bir tenin soguk kokusunu varmıs bedeninde
Bilmiyordum

içten içe agladıgım onca gecenin hesabını nasıl verebilirsin ki

Söyle; en fazla kaç intiharıma sebep olabilirsin?
 
Kaçamayacaksın o zaman
Bileceksin unutmayacaksın
Bir sevgiye sarılacaksın
Bir çocuk yüreğine sarılacaksın belki
Belki denizin mavisine aşık olacaksın


Belki gökyüzünün enginliğine vereceksin kendini
Seveceksin ama
İlla ki sevgiyi yaşayacaksın
Bir gülen yüze vereceksin sevgini
Bir dost sohbetinin sıcaklığında eriyecek yüreğin
Muziğin notalarına vereceksin kendini aşkına verir gibi
Seveceksin doğayı seveceksin insanı
Bileceksin çivi çiviyi söker
Sevginin ateşinde eriteceksin aşkını
Aşkını sevgine katacaksın
 
Hüzün
Her sabah hüzünle başlamamak için midir bu çaba
Her sabah kendine iki şıktan birini sorar mısın sen
Bugün güne iyi başlamak veya kötü başlamak
İki şık mı var önünde
Hangisini seçerdin
Hangisi senin aklının yolunda gider
Hangisini seçersen duygu ve düşüncelerinle insanları etkilersin
Boş mu kaldı yüreğin
Bir hastanede olsan hangi şıkları seçerdin
Ölmek ve yaşamak
Hangisi hangisi sevdiklerinin gözyaşlarını akıtmaz
Hangisi akılla arkadaştır
Peki sana sorulduğunda
Neden bu kadar sevimlisin
Neden bu kadar her şeye
İyilik ve her konuda iyi düşünen biri olabiliyorsun diye
Önünde iki seçenek var
Ona onun da önünde iki seçenek olduğunu
Ve bu iki seçeneğin hangisi akılla arkadaş olduğunu söylemek
Ve sanane deyip geçmek var
Hangisini seçerdin
Hangisi aklına uyardı
Ve hangisi seni iyi tanımalarına sebep olur
Hangisi senin başka insanlar için de doğru yolu bulmanın en iyi göstergesi
olurdu
Tabiki senin aklının arkadaşı olan
Sabah uyandığında
İki şık bulundur önünde
İşte o zaman kendindeki
Farkları görürsün
Dene ve ölç
 
Geri
Üst