Burası Florya... Burada vefa arama...

8
EXE RANK

~ Paa$aaLiii *

Fexe Kullanıcısı
Puanları 0
Çözümler 0
Katılım
22 Ağu 2008
Mesajlar
8,843
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Yaş
32
Web sitesi
pasali7.wordpress.com
~ Paa$aaLiii *
Çünkü "vefa" birileri için İstanbul'da bir semt olmaktan ibaretti...


Türk futbol tarihinin en başarılı kulüp kadrosu erozyona uğradı... Ama erozyona uğrayan sadece isimler değildi, Galatasaray'ın değerleriydi, tarihti, vefaydı...


Ne acıdır ki; Galatasaray'ı UEFA şampiyonluğuna ulaştıran başkan da teknik heyet de futbolcular da tarihini değiştirdikleri camiada istenmeyen adam haline geldiler birer birer... 2000'e gelindiğinde kahraman gözüyle bakılan bu isimler, ilerleyen dönemde kırık bir kalple ayrıldı Galatasaray'dan !..

Net bir şekilde, Özhan Canaydın'ın başkanlığıyla başlayan "Efsane Kıyımı", Adnan Polat döneminde de devam ediyor !.. Galatasaray'ın UEFA şampiyonluğuna ulaştığı efsane kadronun efsane isimleri onore edilemeden gönderiliyor, camia çok şey borçlu olduğu bu isimleri bir bir eritiyor...

Bu isimlere son halka da bugün eklendi ve Türk futbolunun kupa koleksiyoncusu, Galatasaray'ın unutulmaz "Cesur Yürek" Kaptanı Bülent Korkmaz, verilen sözlerin tutulmadığı bir ortamda istifasını verdi ve Florya'dan ayrıldı.

Bülent Korkmaz bu isimlerden sadece biri... Faruk Süren'den Fatih Terim'e, Hagi'den Hakan Şükür'e o dönemde Galatasaray'ı başarıya koşturan bir çok isim, vefasızlığı gördü, yaşadı, hissetti...

"Bu isimlerde hiç mi hata yoktu?" diyecek olursanız; hiçbir sebep, Türkiye'de benzeri olmayan bir başarının mimarı olmuş bu isimlerin, günlük olaylar yüzünden günah keçisi ilan edilmesinin, küstürülmesinin, yıldırılmasının mazereti olamaz...

Canaydın ya da Polat'ın söyleyeceği hiçbir şey, sadece Suat Kaya'ya jübile yapılabilmiş olmasını açıklamayaz... Yaşanan başarısızlıkları bu isimlerin üzerine yıkan, onların Galatasaray'a olan bağlılıklarınından faydalanan bu iki başkan, geleceğe nasıl bir miras bırakmaktadır?

Galatasaray gibi köklü ve on milyonlarca taraftara sahip olan bir camiaya başkan olabilecek kadar basiretli olan Özhan Canaydın ve Adnan Polat, neden bu kadar değerli isimlere hak ettikleri şekilde veda edilmesini sağlayamamıştır? Bu isimlerin hepsi mi yapışkandır, doyumsuzdur, anlayışsızdır ve beceriksizdir de; Galatasaray Kulübü onlardan mecburen bu şekilde kurtulmuştur!

Yorumu uzatmayalım, yaşananları hatırlayalım...

FARUK SÜREN: Türk futbol tarihinde en büyük başarılara imza atan kulüp başkanı. Ancak Süren, büyükbaşarıların ardından çeşitli dedikodular eşliğinde istenmeyen adam konumuna düştü, başkanlıktan ayrıldı. Uzun süre fazla ortaya çıkmadı...

FATİH TERİM: Galatasaray'ın efsane teknik direktörü Fatih Terim, UEFA şampiyonluğunun ardından İtalya'ya gitti. Sonra Özhan Canaydın'ın seçim kozu olarak yeniden takımın başına getirildi. Ancak Terim'in sarı kırmızılı takımdaki 2. dönemi kimsenin ummadığı bir biçimde başarısızlıklarla geçti. Terim görevinden istifa etti. "Fatih Terim=Başarı" formülü ağır yara aldı Galatasaraylıların gözünde. Terim artık eskisi kadar güven vermeyecekti pek çok Galatasaraylıya...

HAGI: UEFA şampiyonluğunu getiren en önemli futbolcuydu. Onun futbolu, golleri sadece kendi taraftarını değil rakip taraftarları da kendine hayran bırakmıştı. Hagi, futbol hayatının son baharında destanlar yazmış, Galatasaray tarihinin unutulmazları arasına adını yazdırmıştı. Ancak Hagi'nin Galatasaray'daki 2. dönemi tam bir hayal kırıklığı oldu. Sahayı rakiplerine dar eden Hagi, teknik patronlukta tutunamadı. Kupa finalinde Fenerbahçe'yi 5-1 yenmesine rağmen, taraftarlarla yaşadığı tartışmaların da katkısıyla camiaya veda etti. O da aynı Fatih Terim gibi Galatasaray'daki karizmasından birşey yitirdi. Hagi'nin futbolculuğuna toz kondurmayan Galatasaraylılar, söz "Teknik Direktör Hagi"den açılınca aynı coşkuyu yaşayamadı.

HAKAN ŞÜKÜR: Türk futbolunun gelmiş geçmiş enbüyük golcüsü de Galatasaray'a küs gitti. Şükür, sayısız başarıya ulaştırdığı kulübünden sessiz sedasız ayrıldı, Galatasaray camiası bir efsanesini daha kalbi kırık yolladı. Hakan'a jübile bile yapılamadı...

BÜLENT KORKMAZ: Galatasaray'ın "Cesur Yürek" lakaplı kaptanı, Türk futbolunun en çok kupa kaldıran futbolcusu da tıpkı diğerleri gibi küs ayrıldı Florya'dan... İlk kriz Bülent'in futbolu bırakışında yaşandı. Galatasaray`dan ayrılış şekli tartışmalara neden olan Bülent Korkmaz, sarı-kırmızılı taraftarların kendisine değer verdiğini aktararak, "Ama kulüp içinde ne yazık ki başarılı insanlarımız paçalarından aşağıya çekiliyor. Başarılı bir adamı yüceltmeniz gerekmiyor mu? Bu manevi değerlere sahip çıkılmama olayı benimle sınırlı değil. Birçok arkadaşımıza bu yanlışlar yapıldı" dedi. Futbolcu olarak Galatasaray'a vade ettikten sonra bunları söyleyen Bülent Korkmaz'ın geri dönüşü geçtiğimiz aylarda oldu. Skibbe'nin gönderilmesiyle teknik adamlığa getirilen Bülent Korkmaz, ikinci darbeyi yemekte gecikmedi. Göreve "1.5 yıl takımın başında kalacaksın" sözüyle gelen Korkmaz, daha bir kaç hafta sonra farklı planların varlığını anladı. 13 haftalık performansıyla yönetimin gözüne giremeyince, istifasını verdi, Florya'dan 2. kez kırık bir kalple ayrıldı.

HASAN ŞAŞ: Bir başka küstürülen efsane... Çok az futbolcu vardı onun kadar maçı yaşayan, terini değil kanını formasına akıtan... Ancak o da Galatasaray'daki geleneğin (!) kurbanlarından oldu. Önce Galatasaray taraftarları tarafından yuhalanarak yıkıldı. Son darbeyi ise yine Galatasaray Yönetimi vurdu, Hasan Şaş'a yeni sezonda kendisiyle çalışılmayacağı bir mektupla bildirildi !.. Galatasaray'da tarih yazan bir futbolcu, tarihi bir ayıpla gönderildi.

ÜMİT DAVALA: Galatasaray'ın değirmeninde öğütülen efsanelerden biri oldu. Skibbe'nin yardımcısı olarak göreve başlayan Davala, Yönetim ile Alman Hoca arasındaki savaşta kurban edildi. Yönetim Skibbe'ye "Git" mesajı vermek için yardımcısı Ümit Davala'nın ipini çekti. UEFA şampiyonu kadronun bir ismi daha, sıradan bir isimmiş gibi Florya'dan gönderildi.

ARİF ERDEM: O da jübilesiz bir şekilde Galatasaray'dan koptu. Sarı kırmızılı camiaya küs bir şekilde kendi yolunu buldu.

HAKAN ÜNSAL: Hagi'nin teknik direktörlükten ayrıldığı dönemde o da Arif Erdem gibi Galatasaray'dan küs biçimde gönderildi. O futbola devam etmeyi denedi, Çaykur Rizespor'a tarnfser oldu ama yarım sezondan kısa sürede futbola veda etti. Galatasaray ona da jübile yapmadı.

ERGÜN PENBE: Ergün de efsane kadronun önemli isimlerinden biriydi. Onun da Galatasaray'dan ayrılışı farklı olmadı. Bir süre Gaziantepspor'da futbola devam eden Ergün de sessiz sedasız bir şekilde hocalığa geçiş yaptı.

Görünen o ki Galatasaray'da tarihi UEFA şampiyonluğunun karşılığı kulüpten gönderilmek ya da istifaya mecbur bırakılmak oluyor. Ne Canaydın döneminde ne de Polat döneminde bu efsane isimler gönlü hoş tutularak, onore edilerek, jübilerle, alkışlarla, omuzlarda ayrılamadı Galatasaray'dan... Hepsi küslükle, kırgınlıkla, sessiz-sedasız veda ettiler çok şey verdikleri Galatasaray'a...

Çünkü "vefa" birileri için İstanbul'da bir semt olmaktan ibarett
i...
 
Geri
Üst