20
EXE RANK
OttoMaNs* ;яeiz
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 20 Şub 2011
- Mesajlar
- 32,869
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 37
- Web sitesi
- www.netbilgini.com
KİTABIN ADI........................... .......Gelecekteki Savaş
KİTABIN YAZARI........................ .....Tümg.Robert H.SCALES, JR.(ABD Kr.Harp Akademisi K.nı)
BASIM TARİHİ........................ ........Nisan 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Yazar, kitabına gelecek savaşlarla ilgili ve buna bağlı olarak ABD Kara Kuvvetlerinin ne şekilde yapılanması konusundaki incelemelerini ve görüşlerini anlatmaktadır.
KİTABIN ÖZETİ :
1. SAVAŞIN EVRELERİ :
Endüstri çağının başlamasından bu yana, teknolojik savaş, değişimin bütün diğer dinamiklerini perdelemektedir. 19 ncu yy ortalarında, endüstriyel üretim yükselmiş, teknoloji değişim yapılarına egemen olmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak otomatik atış yapan makineli tüfekler ve hızlı atış yapan sahra topları ölümcül etkili bölgeleri arttırmıştır. Böylece, Amerikan İç Savaşı sonlarına doğru, savunmanın yerinden oynatılması için geçilmesi gereken mesafe 150 metreden 1000 metreye çıkmıştır. Otomatik silahların kitlesel olarak artmasıyla isabet ve yoğunluğun doğurduğu ölümcüllük, bu bölgeyi geçmedeki riski de arttırmıştır. Böylece , teknoloji savunanın tarafını tutmuştur.
I nci Dünya savaşından sonra içten yanmalı motorların geliştirilmesi ve motorize zırhlı araçların devreye girmesi, Almanların daha 1918 yılında ortaya koydukları konseptin uygulanmasını sağlamıştır. Pratik bilimin savaşta uygulanması çarkı ters çevirmiş ve üstünlüğü taarruz edene vermiştir. Motorize zırhlı araçlar, taarruz bölgesinin hızla ve korunmuş olarak geçilmesini sağlamıştır. Büyük birlikler hızla düşman gerisine sarkarak düşman savunmasının ağırlık merkezini vurabilirken, onun kuvvetli cephe taarruzlarından kurtulmuştur.
II nci Dünya Savaşından sonra geliştirilen teknoloji, tam isabet ve uzun menzilli silahları üretmeyi başarmış, “Mikroçip Teknolojisi” imha bölgesini arttırmak için gerekli araçları sağlayarak hedeflerin bulunmasını, takip ve yok edilmesini kolaylaştırmıştır. Böylece üstünlük bir kez daha savunan tarafa geçmiştir. II nci Dünya savaşında, 800 metre mesafedeki bir tankı tahrip etmek için ortalama 18 atım gerekiyordu, 1973 Arap-İsrail Savaşı esnasında , bu 1200 metre mesafede ortalama iki atıma , Çöl Fırtınasına kadar da 2400 metre mesafede yalnızca bir atıma düşmüştür.
Gelecekte, az zayiat ile, çabuk ve kesin zaferler kazanmak için, savaşı hızla icra etmeye ve açıkça sona erdirmeye yarayan araçlara sahip olunmalıdır ki, bu tercihen ateş gücünün şok etkisinin en büyük olduğu zamandır.
Muharebenin hakim şekli olan taarruzun yeniden ortaya çıkması, savaşın dördüncü safhasının ortaya çıkması ile oluşacaktır. Bu safha makine çağının eski kalıntılarından çok enformasyondaki yeni devrim ile tanımlanmaktadır. Öyle bir manevra kuvveti düşünün ki çok büyük bir doğrulukla istihbarat yapabilsin, düşman imkan ve kabiliyetlerini % 100 doğrulukla tahmin edebilsin, eşsiz bir hıza sahip olsun ve korkunç bir harekat temposu tuttursun. Böyle bir güç, zarar görmeden taarruz bölgesini geçecek, en az zayiatla ve hızla sona erecek imha harekatıyla harekatta sonucu belirleyen güç olacaktır. Sürat gelecekteki Kara Kuvvetleri gücünün en gerekli unsuru olmalıdır. Geçmişte hafifliğin ve süratin önündeki en önemli engel olan lojistik ağırlıktan arındırılmış bir kuvvet oluşturularak, süratin sağlanmasında başarılı olunabilir.
2. 21 NCİ YÜZYILDA SAVAŞA HAZIRLIK :
1950’lerin “Yeni bakış“ açısında ifadesini bulan ve konvansiyonel askeri kabiliyetlerin yerine ileri teknolojiyi koymayı öngören öneriler, kitabın yazarına göre Amerikalıların bilimin insanlarla ilgili karmaşık sorunlara basit çözümler üretme yeteneğine olan inancını yansıtmaktadır. Ancak Vietnam’da kanıtlandığı gibi, teknolojik üstünlük her zaman askeri başarıyı garanti etmez. Gelecekteki olayları önceden kestirememe, savaşın doğasında olan bir güçlüktür. Bu nedenle, savaşta başarıyı elde etmek için elde bulunan güçlerden herhangi birine aşırı şekilde ağırlık verme eğilimine şiddetle direnilmesi gerekmektedir. Amerika’nın bundan sonra yapacağı savaşın, daha öncekiler gibi, karada kazanılacağı veya kaybedileceği değerlendirilmektedir.
3. KENDİNİ YENİ DURUMLARA UYARLAYAN DÜŞMANLAR. 2010 SONRASI STRATEJİK TEHDİTLE MÜCADELE :
Harp tarihi bize her zaman “her süper gücün sonuçta karşısında bir güç bulacağını” hatırlatmaktadır. ABD, 50 yılı aşkın bir süredir, mevcut askeri gücünü, teknolojik yenilik ve endüstriyel kapasitesini etkin bir şekilde muharebe alanına yansıtarak elde etmiştir. Bu askeri güç, yoğun ve imha kabiliyeti mutlak bir gücün gittikçe artan kullanımıyla kendini iyice kanıtlamıştır. Ancak, yaratıcı bir düşmanın yeni bir savaş yöntemi geliştirerek ABD Silahlı Kuvvetlerinin sanatını ve kesin ateş gücünü sona erdirme çabasıyla ortaya çıkması an meselesidir.
4. İKİ YANI KESKİN KILIÇ: 21 NCİ YY SAVAŞINDA MANEVRA :
Savaşlar, imha ve manevrayla kazanılır. En büyük general, manevraya daha fazla katkıda bulunan ve imhaya en az gerek duyandır.
Ateş gücü ve manevra 21 nci yy savaşlarında askeri harekatın nasıl yönetileceğini belirleyen en önemli unsur olmaya devam edeceklerdir. Aynı şekilde bu iki önemli faktör arasındaki ilişki eski savaş kalıplarını kullanacaktır.
Gelecekteki düşmanlarımız bilmektedirler ki, zaman herhangi bir çatışma halinde bizim en büyük düşmanımız ve düşmanımızın dostu olacaktır. Düşman girdiği çatışmaların tam***** kaybedebilir; ancak ordularını kontrol altında bulundurarak onları muharebe alanında tuttuğu sürece yine de kazanabilir.
21 nci yy’da, hedef şaşırmayan silahlar dünyanın önde gelen askeri güçlerinin bünyesine katıldıktan sonra muharebenin şekli ve yapısı tamamen değişecektir. Çok küçük taktik birimlere bölünen ve geniş alanlara yayılan ordulara karşı saf düzeninde cephe taarruzu , sızma veya kuşatma gibi yöntemler kullanılarak taarruz düzenlenemeyecektir. Clausewitz’in “Çekim Merkezleri” ve Jomini’nin “Karar Noktaları”, artık eskisi kadar kolayca belirlenemeyecek ve coğrafi açıdan bir yerde toplanıp sıklet merkezi oluşturulamayacaktır. İletişim çağı teknolojisinin sunduğu uydu ve GSM iletişim sistemleri düşmanın kendi birliklerini bir araya toplama yeteneğini muhafaza ederken gerektiğinde yayılmasını sağlayan en önemli vasıtalardır.
Dağınık haldeki düşmanı yok etmek için biz de dağılmalıyız. Bölgenin kontrolü için yakın muharebe kaçınılmazdır. Az sayıda birlikle elde tutulan geniş muharebe alanı minimum zayiatla taarruza geçilip işgal edilebilecek boş alanlar sağlayacaktır. Bu şekilde düşmanın geniş bir alana yayılan birlikleri arasına kuvvetler sokularak düşman çökertilebilecektir. Dikey boyutu kontrol ederek büyük bir açıklıkla görme, algılama ve izleme yeteneğine sahip olacağız. Dış çevre ve uzayı aralıksız tarayan gözler, askerlerin kritik arazi tanımını değiştirecektir. Baskın tarzındaki taarruzun bilgi çağındaki hedefi, makine çağındakiyle aynı olacaktır, yani düşman süratle etkisiz hale getirilecek, ateş gücü ve manevra imha edici harekatta dengeli bir şekilde kullanılacak ve sonuçta düşmanın karşı koyma iradesi psikolojik olarak çökertilecektir.
KİTABIN YAZARI........................ .....Tümg.Robert H.SCALES, JR.(ABD Kr.Harp Akademisi K.nı)
BASIM TARİHİ........................ ........Nisan 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Yazar, kitabına gelecek savaşlarla ilgili ve buna bağlı olarak ABD Kara Kuvvetlerinin ne şekilde yapılanması konusundaki incelemelerini ve görüşlerini anlatmaktadır.
KİTABIN ÖZETİ :
1. SAVAŞIN EVRELERİ :
Endüstri çağının başlamasından bu yana, teknolojik savaş, değişimin bütün diğer dinamiklerini perdelemektedir. 19 ncu yy ortalarında, endüstriyel üretim yükselmiş, teknoloji değişim yapılarına egemen olmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak otomatik atış yapan makineli tüfekler ve hızlı atış yapan sahra topları ölümcül etkili bölgeleri arttırmıştır. Böylece, Amerikan İç Savaşı sonlarına doğru, savunmanın yerinden oynatılması için geçilmesi gereken mesafe 150 metreden 1000 metreye çıkmıştır. Otomatik silahların kitlesel olarak artmasıyla isabet ve yoğunluğun doğurduğu ölümcüllük, bu bölgeyi geçmedeki riski de arttırmıştır. Böylece , teknoloji savunanın tarafını tutmuştur.
I nci Dünya savaşından sonra içten yanmalı motorların geliştirilmesi ve motorize zırhlı araçların devreye girmesi, Almanların daha 1918 yılında ortaya koydukları konseptin uygulanmasını sağlamıştır. Pratik bilimin savaşta uygulanması çarkı ters çevirmiş ve üstünlüğü taarruz edene vermiştir. Motorize zırhlı araçlar, taarruz bölgesinin hızla ve korunmuş olarak geçilmesini sağlamıştır. Büyük birlikler hızla düşman gerisine sarkarak düşman savunmasının ağırlık merkezini vurabilirken, onun kuvvetli cephe taarruzlarından kurtulmuştur.
II nci Dünya Savaşından sonra geliştirilen teknoloji, tam isabet ve uzun menzilli silahları üretmeyi başarmış, “Mikroçip Teknolojisi” imha bölgesini arttırmak için gerekli araçları sağlayarak hedeflerin bulunmasını, takip ve yok edilmesini kolaylaştırmıştır. Böylece üstünlük bir kez daha savunan tarafa geçmiştir. II nci Dünya savaşında, 800 metre mesafedeki bir tankı tahrip etmek için ortalama 18 atım gerekiyordu, 1973 Arap-İsrail Savaşı esnasında , bu 1200 metre mesafede ortalama iki atıma , Çöl Fırtınasına kadar da 2400 metre mesafede yalnızca bir atıma düşmüştür.
Gelecekte, az zayiat ile, çabuk ve kesin zaferler kazanmak için, savaşı hızla icra etmeye ve açıkça sona erdirmeye yarayan araçlara sahip olunmalıdır ki, bu tercihen ateş gücünün şok etkisinin en büyük olduğu zamandır.
Muharebenin hakim şekli olan taarruzun yeniden ortaya çıkması, savaşın dördüncü safhasının ortaya çıkması ile oluşacaktır. Bu safha makine çağının eski kalıntılarından çok enformasyondaki yeni devrim ile tanımlanmaktadır. Öyle bir manevra kuvveti düşünün ki çok büyük bir doğrulukla istihbarat yapabilsin, düşman imkan ve kabiliyetlerini % 100 doğrulukla tahmin edebilsin, eşsiz bir hıza sahip olsun ve korkunç bir harekat temposu tuttursun. Böyle bir güç, zarar görmeden taarruz bölgesini geçecek, en az zayiatla ve hızla sona erecek imha harekatıyla harekatta sonucu belirleyen güç olacaktır. Sürat gelecekteki Kara Kuvvetleri gücünün en gerekli unsuru olmalıdır. Geçmişte hafifliğin ve süratin önündeki en önemli engel olan lojistik ağırlıktan arındırılmış bir kuvvet oluşturularak, süratin sağlanmasında başarılı olunabilir.
2. 21 NCİ YÜZYILDA SAVAŞA HAZIRLIK :
1950’lerin “Yeni bakış“ açısında ifadesini bulan ve konvansiyonel askeri kabiliyetlerin yerine ileri teknolojiyi koymayı öngören öneriler, kitabın yazarına göre Amerikalıların bilimin insanlarla ilgili karmaşık sorunlara basit çözümler üretme yeteneğine olan inancını yansıtmaktadır. Ancak Vietnam’da kanıtlandığı gibi, teknolojik üstünlük her zaman askeri başarıyı garanti etmez. Gelecekteki olayları önceden kestirememe, savaşın doğasında olan bir güçlüktür. Bu nedenle, savaşta başarıyı elde etmek için elde bulunan güçlerden herhangi birine aşırı şekilde ağırlık verme eğilimine şiddetle direnilmesi gerekmektedir. Amerika’nın bundan sonra yapacağı savaşın, daha öncekiler gibi, karada kazanılacağı veya kaybedileceği değerlendirilmektedir.
3. KENDİNİ YENİ DURUMLARA UYARLAYAN DÜŞMANLAR. 2010 SONRASI STRATEJİK TEHDİTLE MÜCADELE :
Harp tarihi bize her zaman “her süper gücün sonuçta karşısında bir güç bulacağını” hatırlatmaktadır. ABD, 50 yılı aşkın bir süredir, mevcut askeri gücünü, teknolojik yenilik ve endüstriyel kapasitesini etkin bir şekilde muharebe alanına yansıtarak elde etmiştir. Bu askeri güç, yoğun ve imha kabiliyeti mutlak bir gücün gittikçe artan kullanımıyla kendini iyice kanıtlamıştır. Ancak, yaratıcı bir düşmanın yeni bir savaş yöntemi geliştirerek ABD Silahlı Kuvvetlerinin sanatını ve kesin ateş gücünü sona erdirme çabasıyla ortaya çıkması an meselesidir.
4. İKİ YANI KESKİN KILIÇ: 21 NCİ YY SAVAŞINDA MANEVRA :
Savaşlar, imha ve manevrayla kazanılır. En büyük general, manevraya daha fazla katkıda bulunan ve imhaya en az gerek duyandır.
Ateş gücü ve manevra 21 nci yy savaşlarında askeri harekatın nasıl yönetileceğini belirleyen en önemli unsur olmaya devam edeceklerdir. Aynı şekilde bu iki önemli faktör arasındaki ilişki eski savaş kalıplarını kullanacaktır.
Gelecekteki düşmanlarımız bilmektedirler ki, zaman herhangi bir çatışma halinde bizim en büyük düşmanımız ve düşmanımızın dostu olacaktır. Düşman girdiği çatışmaların tam***** kaybedebilir; ancak ordularını kontrol altında bulundurarak onları muharebe alanında tuttuğu sürece yine de kazanabilir.
21 nci yy’da, hedef şaşırmayan silahlar dünyanın önde gelen askeri güçlerinin bünyesine katıldıktan sonra muharebenin şekli ve yapısı tamamen değişecektir. Çok küçük taktik birimlere bölünen ve geniş alanlara yayılan ordulara karşı saf düzeninde cephe taarruzu , sızma veya kuşatma gibi yöntemler kullanılarak taarruz düzenlenemeyecektir. Clausewitz’in “Çekim Merkezleri” ve Jomini’nin “Karar Noktaları”, artık eskisi kadar kolayca belirlenemeyecek ve coğrafi açıdan bir yerde toplanıp sıklet merkezi oluşturulamayacaktır. İletişim çağı teknolojisinin sunduğu uydu ve GSM iletişim sistemleri düşmanın kendi birliklerini bir araya toplama yeteneğini muhafaza ederken gerektiğinde yayılmasını sağlayan en önemli vasıtalardır.
Dağınık haldeki düşmanı yok etmek için biz de dağılmalıyız. Bölgenin kontrolü için yakın muharebe kaçınılmazdır. Az sayıda birlikle elde tutulan geniş muharebe alanı minimum zayiatla taarruza geçilip işgal edilebilecek boş alanlar sağlayacaktır. Bu şekilde düşmanın geniş bir alana yayılan birlikleri arasına kuvvetler sokularak düşman çökertilebilecektir. Dikey boyutu kontrol ederek büyük bir açıklıkla görme, algılama ve izleme yeteneğine sahip olacağız. Dış çevre ve uzayı aralıksız tarayan gözler, askerlerin kritik arazi tanımını değiştirecektir. Baskın tarzındaki taarruzun bilgi çağındaki hedefi, makine çağındakiyle aynı olacaktır, yani düşman süratle etkisiz hale getirilecek, ateş gücü ve manevra imha edici harekatta dengeli bir şekilde kullanılacak ve sonuçta düşmanın karşı koyma iradesi psikolojik olarak çökertilecektir.